YURTDIŞINDAKİ TÜRKLER ARTIK SAHİPSİZ DEĞİL
Yurt dışında yaşayan yaklaşık 6 milyon Türk, artık karşılaştığı sorunlarla yalnız mücadele etmeyecek. Yurtdışında yaşayanların problemlerinin çözümünü koordine etmek ve soydaş ve akraba topluluklarla bağları güçlendirmek amacıyla kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, bir yıl gibi kısa bir sürede hayata geçirdiği projelerle kamuoyunda tanınan kurumlar arasında yer almayı başardı.
Yurt dışında yaşayan yaklaşık 6 milyon Türk, artık karşılaştığı sorunlarla yalnız mücadele etmeyecek. Yurtdışında yaşayanların problemlerinin çözümünü koordine etmek ve soydaş ve akraba topluluklarla bağları güçlendirmek amacıyla kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, bir yıl gibi kısa bir sürede hayata geçirdiği projelerle kamuoyunda tanınan kurumlar arasında yer almayı başardı. Başkanlığın kurulması ile birlikte başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, ABD ve Avustralya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Türklerin, tarihi ve kültürel birlikteliğimiz olan soydaş ve akraba toplulukların beklentilerini karşılama imkanı elde edildi. Yurtdışında yaşayanların Türkiye’de işlerini halletmek için kapı kapı dolaşmalarının önüne geçildi. Türkiye’nin en genç kurumlarından olan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç ile kurumun kuruluşu ve hayata geçirdikleri projelerle ilgili söyleşi yaptık. Şimdi sizi bu söyleşi ile baş başa bırakıyoruz.
Sayın Yurtnaç, yurtdışındaki Türklerle son yıllara kadar yeterince ilgilenilemedi. Karşılaştıkları birçok sorunu kendi başlarına çözmeleri gerekti. Bu tür durumlarda artık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, hemen gerekli desteği sağlıyor. Vatandan uzak olanların kısa sürede ‘en yakın dostu’ konumuna yükselen Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın kurulması nasıl gündeme geldi? Kurumun kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın kuruluşunda en başından itibaren yer aldım. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 22. Dönem’de yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının tespiti amacıyla bir araştırma komisyonu kuruldu. Bu komisyonun hazırladığı rapora istinaden yurtdışında yaşayan vatandaşlara sunulan hizmetlere yönelik strateji belgesi oluşturuldu. Bu belge çerçevesinde 66 proje üretildi. Bu projelerden birisi de yurtdışında yaşayan vatandaşlara yönelik idari-siyasi bir birimin kurulmasıydı. Kurumu öne çıkarmaktan çok, hizmet odaklı anlayışla yola çıktık. Bu birimin katı, hantal ve merkezci bir yapı yerine, daha pratik, karar alma süreçleri daha kısa, hareketli ve sonuca odaklı bir yapı şeklinde olmasını tesis etmeye çalıştık. Yasayı hazırlarken özellikle personel konusunda titiz davrandık, nitelikli elemanların bünyemize katılmasını arzu ettik. Daha da önemlisi, yaşadığımız coğrafyanın stratejik önemini kavramış, bu bilinci almış çalışanlarımız olmasına dikkat ettik. Kurumun ortaya çıkış refleksi, idaredeki genel gidişatın aksine, demokratik teamüle çok uygun oldu. Zira bürokrasinin bir teklifi neticesinde bu kurum kurulmadı. Meclisimizin hazırladığı bir rapor üzerine çalışmalar başlatıldı. Başkanlığımızın kuruluş kanunu 24 Mart 2010 tarihinde TBMM’de kabul edildi, 6 Nisan 2010 tarihli Resmi Gazete’de de yayınlandı. 22 Haziran’da kurumun ilk başkanı olarak göreve atandım. Temmuz ayı itibariyle de hemen teşkilatlanma çalışmalarına başladık.
Sayın Yurtnaç, kurumunuzun işlerinin büyük çoğunlukla yurt dışında. Yurt içinde bile bir projeyi hayata geçirmek yoğun çalışma gerektirirken, yurt dışında ise bu daha da zorlaşıyor. Bürokrasiyi azaltmak, yapacağınız hizmetleri hızlandırmak adına kurumunuzda nasıl bir yapı oluşturdunuz?
Biz, kurumu öne çıkarmaktan çok, hizmet odaklı bir anlayışla yola çıktık. Bu nedenle de bu birikimin katı, hantal, merkezci bir yapı yerine daha pratik, karar alma süreçleri daha kısa, hareketli, sürece ve sonuca odaklı bir yapı şeklinde olmasını tesis etmeye çalıştık. Burada çalışan bir uzmanın benimle veya idari kademedeki herkesle her an görüşebilme imkanı var. İş yapan kişilerin, sonuca ulaşmak için bir sürü idari kademeyle görüşmek zorunda kalıp görüşemeden işlerini bekletmek durumunda kaldığı bir yapı istemedik. Zaten, bu sürecin uzaması; çalışanların, üretmeye programlı insanların enerjilerinin önemli ölçüde tükenmesine sebep olacaktır. Bunun adı da verimsizliktir… Bugüne kadar bu yapı ve anlayıştan bu millet çok çekti. Bu nedenle bürokrasinin sığındığı ‘yok, yavaş, yarın’ sözcüklerini kurumumuzda ortadan kaldırdık. Biz bu teşkilatın yapılanmasının halkın hayrına hizmet edecek bir şekilde çalışmasına olanak sağlayacak şekilde olmasına gayret ediyoruz.
Sayın Başkan, yurtdışında yaşayan 6 milyon Türk için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulmadan öncesi ile kurulduktan sonrası arasında neler değişti?
Bundan önceki hükümetler döneminde de, devlet bakanlıklarından biri, yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarıyla ilgili koordinatör olarak görevlendiriliyordu. Birden çok kurumun söz sahibi olduğu her alan, çözümsüzlüğe ve kavgaya adaydır. Ya hiçbir şey yapılmaz ya da işlerine çok motive olmuş görevliler nedeniyle çıkan kurumsal çatışmalardan hizmet üretilemez hale gelir. Biz bunları aşmak için yasada ‘koordinatörlük’ tanımını yaptık. “Kurumlara yasal olarak verilmiş görevlere müdahale etmeden bu alanda kurumların ulaşacakları hedefleri kurum temsilcileri ile belirlemeyi ve o hedeflere hangi stratejilerle ulaşacağını tespit etmeyi koordinatör makam yapar.” dedik. Bu nedenle bizim kurumda orijinal bir yön daha var. Kurumumuzun üç üst kurulu var: Birisi yurtdışındaki vatandaşlar için, ikincisi öğrenciler için, üçüncüsü de soydaş akraba topluluklar için… Bu üç kurul yaptırımı kuvvetli kararlar alıyor. Üç kurul da Sayın Bakan’ın bakanlığında zaten. Kurullara Bakan’ın başkanlık etmesi demek, siyasi iradenin gücünün kurula yansıması demektir. Dolayısıyla alınan kararlarda kurumsal dirençler olmayacaktır. Ayrıca kurul üyelerinin kurumların en üst derece görevlilerinden olması, ilgili kurumların kararlara ve yönetime katılması anlamına gelecektir ki, bu da alınan kararların uygulanabilirliğini beraberinde getirecektir. Yani alanda icracı kuruluşların yöneticileri zaten karar alma mekanizmasında. Bize sadece, alanda tespit edilen hedeflere göre çalışıp faaliyetleri takip etmek düşüyor. Karar alma sürecine, ilgili kurumların en üst yöneticileri katılıyorlar. Bakan başkanlığında toplanan bu kurulda alınan kararlar icra edilecektir. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı da alınan kararların uygulanıp uygulanmadığını bu kurullara rapor ediyor. Bütün ana iskelet, bundan ibarettir. Bu nedenle yurtdışındaki vatandaşlarımızla ilgili hemen karar alabiliyoruz, onların sorunlarına bir an önce çare bulabiliyoruz.
Sayın Yurtnaç, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza ne gibi hizmetler sunuyor?
Başkanlığımız, yurtdışındaki vatandaşlarımızın Türkiye’deki işlerini koordine etmek, onlara doğru bilgiler vererek yönlendirmek, yasalar yapılırken bu vatandaşlarımızın haklarına halel getirmemek, onlar için tek müracaat kapısı olmak için kuruldu. Yurt dışında da kendilerini ifade edebilmeleri ve oradaki toplumsal hayata girebilmeleri için sivil toplum örgütleri halinde örgütlenmiş vatandaşlarımız var. Onların kurdukları örgütlerin, bir hemşehri derneğinden ileri geçmelerini sağlamak, kendilerini daha rahat ifade edebilme düşüncesiyle kurdukları sivil toplum örgütlerinin de kapasitelerini geliştirmek ve onlara destek vermek için bu teşkilat hayata geçirildi. Artık Almanya’da yaşayan bir vatandaşımız Türkiye’ye geldiğinde 30 ayrı birimle karşılaşmayacak. İşini halletmek için kapı kapı dolaşıp on günlük tatilini heba etmeyecek.
Sayın Yurtnaç, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik hazırlanan Mavi Kart’ın daha aktif hale getirilmesi ile ilgili ne gibi çalışmalar yapılıyor?
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili en önemli konulardan birisi Mavi Kart’tır. Mavi Kart yakında Bakanlar Kurulu’nun gündemine gelecek. Hazırladığımız 3 maddelik yasa tasarısının Meclis gündemine gelmesini ümit ediyoruz. Dünyanın 196 ülkesinde 6 milyona yakın vatandaşımız bulunuyor. Bir kısmının da Türk vatandaşı olduğu bu insanlarla ilgili net bir rakamın oluşması için veri tabanı oluşturacağız. Yapmakta olduğumuz diğer bir çalışma da yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde oy kullanabilmelerini sağlamak. Yurtdışında ne kadar vatandaşımızın yaşadığını saptadık. İnanıyoruz ki önümüzdeki ilk seçimlerden itibaren bu konu hallolacak ve yurtdışında yaşayan yaklaşık 2.5 milyon seçmen bu temel vatandaşlık haklarını kullanabilecek.
Sayın Başkan, yurtdışında yaşayan Türklerin işlerini kolaylaştırmak için çalışmalar yürütüyorsunuz. Hayata geçirdiğiniz projelerinizden biri de Özel Cep Rehberi. Bu projeniz yurtdışında yaşayan Türklere ne gibi kolaylıklar sağlıyor?
Başkanlık olarak yurtdışında yaşayan Türklere yönelik ‘Özel Cep Rehberi’ hazırladık. Cep rehberi dağıtılmaya başlandı. Yurtdışından gelen vatandaşlarımızın işine yarayacak cep rehberi, pasaporttan gümrüğe, sosyal güvenlikten askerliğe kadar pek çok konuda bilgiler içeriyor. Yurtdışında yaşayanlara yönelik ayrıca bir anket çalışması da yaptık. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının neler olduğunun tespit edilmesine yönelik anketler yapıyoruz. Anket sonuçlarına göre sorunların analizi yapılarak, vatandaşların ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürütülecek. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın en çok fırsat eşitliği, kendini ifade etme, ana dilini öğrenme, Türkiye'deki seçimlerde oy kullanma gibi istekleri var. Bu talepleriyle ilgili çalışmalar da devam ediyor. 50 sayfadan oluşan cep rehber pasaport, gümrük, trafik, sağlık, eğitim, askerlik, vergi, nüfus ve mavi kart bölümlerinden oluşuyor. Rehber, vatandaşlarımızın Türkiye'de bulundukları süre içinde işlerine yarayacak pek çok konu hakkında bilgi de içeriyor. Örneğin beraberinde getirilen bir cep telefonunun kayıt işlemlerinden, Türkiye'deki hız sınırlarının ne kadar olduğuna, dövizle askerlik konularından, doğum işlemlerine kadar merak edilen sorulara rehberde cevaplar veriliyor. Rehberde, acil durumlarda aranması gereken numaraların yanı sıra Dışişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Gümrük Müsteşarlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın adres ve telefonları da yer alıyor.
Sayın Başkan, bu yıl, Türklerin Almanya’ya işçi olarak gidişlerinin 50. yıl dönümü. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, göçün 50. yılı nedeniyle Almanya ve Türkiye’de ne gibi çalışmalar yürütüyor?
Türklerin Almanya’ya göçünün 50. yıl dönümü nedeniyle kurumların katılımı ile bir hazırlık komitesi oluşturduk. Başkanlığımızla beraber toplam 11 kurum ve kuruluşun olduğu komitede Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluğu Başkanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu Genel Sekreterliği, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, TRT Genel Müdürlüğü, Yunus Emre Vakfı yer alıyor. 50. Yıl’la ilgili hazırlıkların daha etkin bir şekilde sürmesi için 6 kurumun temsilcilerinden oluşan bir alt komisyon kurulmasına karar verildi. Uzmanlarımız komitede bulunan bazı kurumlara konu ile ilgili bazı ziyaretler gerçekleştirdiler. Almanya’daki STK’larla da etkinliklerle ilgili temasa geçildi. 150 STK’ya konuyla ilgili elektronik posta gönderilerek varsa 50. Yıl ile ilgili logo, slogan, proje öneri ve çalışmaları talep edildi. Göç iki taraflı bir olgu olduğu için 50. Yıl etkinliklerinde iki ülke arasındaki koordinasyon ve işbirliği de büyük önem taşımakta. Nitekim biz gerek Almanya’daki muhatabı olan Göç ve Uyum Bakanlığı, gerekse Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği ile gerekli görüşmeleri gerçekleştirdik. 50. Yıl etkinliklerinin koordinatör kurumu olarak etkinlikler bir bütünlük arz etsin, 50. Yıl etkinliklerinin kurumsal bir yüzü olsun istedik. Bu amaçla göçün 50. Yılına özgü bir logo belirlemek için Dışişleri Bakanlığımızın da katkısıyla Almanya’da yaşayan herkesin katılımına açık olan ödüllü bir yarışma düzenledik. Yarışma sonucunda Almanya’nın Münih kentinden Mustafa Çelikkaya isimli vatandaşımızın eseri birinciliği kazandı ve bu eser Almanya’ya göçün 50. Yıl logosu olarak belirlendi. İlgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili sivil toplum örgütlerine dağıtılan logo Alman tarafına da gönderildi. Yapılmakta olan etkinlikleri üç kategoride değerlendirmek mümkün: Başkanlık olarak bizim faaliyetlerimiz, diğer kamu, kurum ve kuruluşlarının gerçekleştirmekte olduğu etkinlikler, sivil toplum örgütlerinin etkinlikleri.
Bunların yanı sıra Alman tarafının gerçekleştireceği etkinlikler de var. 16 Mart 2011 tarihinde başkanlığımız Almanya Ankara Büyükelçiliği, TCDD, BYEGM işbirliği ile Ankara Garı’nda “Göçün 50. Yılı Temsili Tren Seyahati ve Göç Fotoğrafları Sergisi” düzenledi. Organizasyona Sayın Bakanımız Faruk Çelik, Ulaştırma Bakanı Habip Soluk, Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Eckart Cuntz, göçün canlı tanıkları, Almanya’ya giden 1 milyonuncu işçi ve diğer davetliler katıldı. Organizasyon kapsamında nostaljik trenle kısa bir temsili ziyaret gerçekleştirildi. BYEGM tarafından hazırlanan ve garda sergilenecek olan göç sergisinin açılışı yapıldı. Ayrıca ilki 2009’da Ankara’da yapılmış olan Göç Sempozyumu’nun ikincisi Almanya’da gerçekleştirilecek. İki ülke arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının 50. yıldönümüne denk gelen 30 Ekim tarihinde yapılması planlanan sempozyuma iki ülke başbakanının da katılması bekleniyor.
GÖÇÜN CANLI TANIKLARININ ANILARI KİTAPTA TOPLANIYOR
Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluğu Başkanlığı tarafından Almanya’ya göçün tarihini canlı tanıklarıyla oluşturmak için Mayıs ayında ‘Anılardaki 50 Yıl’ envanter toplama çalışması başlatıldı. Almanya’ya göçün 50. Yılında bu ülkede başarı kazanmış ve her iki toplum tarafından tanınmış 50 başarılı vatandaşımızla ilgili bir kitap hazırlığı içerisindeyiz. Almanya’ya göç etmiş, ancak daha sonra ülkemize geri dönmüş önemli sayıda vatandaşımızda bulunmakta. Bu vatandaşlarımızla ilgili de geri dönüş öyküleri konseptli bir kitap hazırlanması planlanmakta. Tabi burada diğer kamu kurumlarının ve özellikle de sivil toplum örgütlerinin gerçekleştireceği etkinlikler de çok önemli. Biz kendi yapacağımız etkinliklerin yanı sıra özellikle onların yapacağı etkinliklere destek sağlamanın daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının gerçekleştirmekte olduğu etkinliklere bakacak olursak TRT’nin bu konuda ciddi çalışmalarının olduğunu söyleyebiliriz. TRT, Ekim ayı sonlarında Türkiye’den Almanya’ya bir göç treninin hazırlığı içersinde. Sirkeci’den kalkıp Münih’e ulaşacak olan tren yolculuğunun son kısmına iki ülke başbakanının da katılması bekleniyor. Ayrıca TRT daha önce ‘Avrupalı’ adıyla hazırladığı programı “Almanyalı” versiyonuyla 5 bölüm çekmeyi planlıyor.
Sayın Yurtnaç, Almanya’ya göçün 50. Yıl dönümü nedeniyle yapılan etkinliklere hangi kuruluşlar ne gibi katkı sağlıyor? Bu projenin koordinatörü olarak yapılan çalışmalardan bahseder misiniz?
Bu projeye katkı sağlayan çok sayıda kurum ve kuruluş var. Biliyorsunuz ülkemizde birçok belediyenin kardeş şehri var. Biz Almanya’da kardeş şehri olan belediyelerimizle ilgili bir çalışma yaptık. Bu belediyelerimizle temasa geçip onların varsa 50. Yıl etkinlikleri konusunda bilgi istedik. Yoksa da 50. Yıl vesilesiyle etkinlik yapmaları için teşvik ettik. Belediyelerimizden gelen cevaplar doğrultusunda etkinlik yapmayı düşünen belediyelerimize destek olmaya çalışıyoruz. Haziran ayında Almanya’nın Hamburg şehrinde düzenlenen ve bu yıl konuk olarak Türkiye’nin yer aldığı Altonale Festivali’nde Türkiye tarafından gerçekleştirecek olan etkinlikler için başkanlığımız tarafından destek ve katılım sağlandı.
Köln başkonsolosluğu tarafından desteklenen Türk Kültür, Sanat ve Eğitim Merkezi (TÜKSEM) Derneği’nin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Ankara programlarına destek sağladık. Köln Türk Alman Müzik, Eğitim ve Kültür Derneği ve Anadolu Üniversitesi işbirliği ile 19-26 Haziran tarihlerinde Türk ve Alman müziğini bir arada öğrenme, icra etme ve birlikte konserler vermeye yönelik çalışmalar yapan iki kurumun projelerine başkanlık olarak destek verdik. 50. Yılda Türk-Alman dostluğuna katkı için bisikletle Almanya’dan Türkiye’ye gelen ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da kabul edilen İsmail Çevik’in bu sürüşü de başkanlığımız tarafından desteklendi. 17 Eylül’de Almanya’nın Berlin şehrinde Berlin Türk Cemaati tarafından düzenlenen Göçün 50. yılı temalı Türk-Alman Kültür Festivaline katıldı. 30 Eylül-3 Ekim tarihlerinde Almanya’nın Essen şehrinde İslam Kültür Merkezleri Birliği tarafından düzenlenen Göçün 50. Yılı ana temalı multi festival adlı etkinliğe katılım sağlanması planlanmakta. 1-2 Ekim tarihlerinde Almanya’nın Karlsruh şehrinde Türk-Alman Kültür Platformu tarafından Göçün 50. Yılı temalı Türk günleri düzenlendi. Almanya’nın Duzseldorf şehrinde Kuzeyren Vestfalya eyaletinde öğrenim gören başarılı öğrencilerin ödüllendirildiği bir gece de yapıldı. Göçün 50. Yılına vurgu yapılacak organizasyon kurumumuz tarafından desteklenecek.
Yurtdışına yönelik Dışişleri Bakanlığı ve TİKA’nın çalışmaları var. Bu kurumlardan bağımsız mı hareket edeceksiniz, yoksa koordineli mi çalışacaksınız?
Görev alanı itibarıyla ‘TİKA var, size ne gerek vardı?’ diyenler oluyor. ‘Dışişleri Bakanlığı ve bakanlığa bağlı büyükelçilikler var; yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunları ile onlar ilgileniyor, siz niye varsınız?’ diyorlar. Demeki hizmetlerin görülmesinde farklı bir bakış açısı istenildi ve o maksatla bu teşkilat kuruldu. Türk dünyasıyla çok alakalı olan arkadaşlarımız, yurtdışında yaşayanlar, öğrenciler kurumun hayata geçirilmesinden memnun. “Artık bizimle 15-20 birim değil, tek bir birimle görüşüp işlerimizi halledeceğiz” diyorlar. Bu kurumda yurtdışında yaşayan vatandaşların Türkiye’den kaynaklı sorunları ele alınacak. Yurt dışında devletimizi büyükelçilerimiz temsil eder. Büyükelçiliğin içerisinde çeşitli bakanlıklardan temsilciler yani müşavirler vardır. Onlarda eğitim, sağlık, din, güvenlik alanlarında büyükelçilerimizin riyasetinde hizmet ederler. Burada yaşanan sorunlar için Türkiye’ye gelindiğinde önümüze yanlızca büyük elçi ya da Dışişleri Bakanlığı çıkmaz.
Buradaki müşavirlerin bağlı olduğu tam 30 kurum çıkar.
Mesela Almanya’da yaşayan bir vatandaş orada büyükelçiliğin binasında işini hallederken Türkiye’ye geldiğinde 30 ayrı birimle karşılaşır. On günlük tatilinde nereye gideceğini bilemez. Bu başkanlık bu vatandaşlarımızın Türkiye’deki işlerini koordine etmek, onlara doğru bilgiler vererek yönlendirmek, yasalar yapılırken bu vatandaşlarımızın haklarına halel gelmemesi için takip etmek amacıyla bu kurum kuruldu.Yurtdışında da kendilerini ifade edebilmeleri ve oradaki toplumsal hayata girebilmeleri için sivil toplum örgütleri halinde örgütlenmiş vatandaşlarımız var.onların kurdukları örgütlerin, bir hemşehri derneğinden ileri geçmelerini sağlamak, kendilerini daha rahat ifade edebilme düşüncesiyle kurdukları sivil toplum örgütlerinin de kapasitelerini geliştirmek ve onlara destek vermek için uğraş veriyoruz. Ayrıca vatandaşlarımızın yurtdışından bizi arayabilecekleri, 24 saat hizmet alabilecekleri bir “çağrı merkezi” oluşturacağız. Bunun alt yapı çalışmasını yapıyoruz. Aynı BİMER gibi…
Sayın Başkan, Türkiye’deki üniversitelerin sayı ve kaliteleri her geçen gün artıyor. Artık birçok ülkeden öğrenciler okumak için Avrupa ve Amerika’yı değil Türkiye’yi tercih ediyor. Türkiye’ye üniversitede okumak için gelen soydaş, akraba öğrencilere yönelik kurumunuzun sağladığı hizmetler nelerdir?
Türkiye’nin, Türk dünyası, Balkanlar, Ortadoğu için ve şimdi de Afrika için bir merkez olmasını hedefliyoruz. Bizim üniversitelerimiz artık dünyadaki iyi üniversiteler arasında. Çevremizdeki ülkelerden öğrenciler bize geliyor ve Türkiye onlara burs veriyor. O öğrenciler bize hem kültürel, hem de ailesinin bir ferdi olarak emanet geliyor. Bizim bu emanete sahip çıkmamız lazım. O çocukları burada çok iyi ağırlamamız ve eğitimlerini başarılı bir şekilde tamamlamalarını sağlamamız lazım ki ülkelerine döndükleri zaman Türkiye’ye sempati ile bakabilsinler ve Türkiye ile ülkeleri arasında köprü olabilsinler. Biz de kurum olarak onların her türlü sorunlarıyla yakından ilgileniyoruz. Onların Türkiye’de ‘vatanlarında imiş’ gibi olmalarını temin etmeye çalışıyoruz.
Sayın Yurtnaç, zaman ayırıp bize röportaj verdiğiniz için teşekkürler, Kurumunuzun yurtdışında yaşayan Türklerin hayatlarını kolaylaştıracak nice projelerinde buluşmak dileğiyle...



















