YURTDIŞINDAKİ TÜRKLER ARTIK İŞÇİ DEĞİL İŞVEREN

Türklerin Avrupa’ya göç yolculuğunun üzerinden 50 yıl geçti. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine ‘birkaç yıllığına’ diye giden işçilerin ikinci, üçüncü kuşak yakınları artık işçi değil, işveren.

Türklerin Avrupa’ya göç yolculuğunun üzerinden 50 yıl geçti. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine ‘birkaç yıllığına’ diye giden işçilerin ikinci, üçüncü kuşak yakınları artık işçi değil, işveren. Gittikleri ülkelerin ekonomilerine önemli katkılarda bulunan Türkler, şimdilerde iş adamı, bilim adamı, akademisyen, doktor, avukat, gazeteci, sanatçı, politikacı, sporcu olarak hizmet veriyor. Türkiye’nin başta Avrupa olmak üzere yurtdışında yaşayan Türklerle daha yakından ilgilenmek ve onların sorunlarını çözmek için kurduğu Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ve TİKA hayata geçirdiği projelerle yurtdışındaki Türklerin yardımına koşuyor. Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ve TİKA’nın bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, hayata geçirdikleri projeleri dergimize anlattı.
 
Sayın Bozdağ, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı hangi amaçla kuruldu? Başkanlığın başta soydaş ve akraba toplulukları olmak üzere yurtdışındaki Türklerle ilgili yürüttüğü projeler nelerdir? Bunlar hakkında bilgi verir misiniz?
 
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, soydaş ve akraba topluluklar ile ilişkiler açısından çok önemli bir kurum. Kurumun öncelikle eşgüdüm ve koordinasyon görevi var. Türkiye’nin, son dönemde Balkanlar, Doğu Avrupa, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerinde yaşamakta olan soydaş ve akraba topluluklar ile ilişkileri çok ciddi bir dinamizm yakaladı. Eskiden daha ziyade kamu düzeyinde sürdürülen ilişkiler artık özel sektör, sivil toplum kuruluşları, ticaret odaları, belediyeler, üniversiteler, hatta bireysel münasebetler ile bambaşka bir boyut kazandı. İş adamlarımız yatırımlar yapmakta, sivil toplum kuruluşlarımız bu bölgelere çeşitli yardımlar ulaştırmakta, üniversitelerimiz Türkiye’de okumak üzere öğrenci getirmekte, belediyelerimiz parklar yapmakta, ekipman hibe etmekte, kamu kurumlarımız hemen her alanda destek olmakta. Elbette, ister sivil olsun ister kamu kuruluşları olsun; bunların tamamı ülkemiz kaynaklarını kullanmakta. Takdire şayan bu dinamizm, kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayacak. Bunun sağlıklı sonuç alacak şekilde koordine edilmesi gerekmekte. 
 
TÜRKİYE, BÖLGEDEKİ SOYDAŞLARIYLA İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRİYOR
 
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, önümüzdeki sene bu alandaki çalışmalarına ağırlık verecek. Kurum ayrıca bütün bu bölgelerde yaşayan soydaşlarımızın ve akraba toplulukların, ekonomik, sosyal ve kültürel durumlarının iyileştirilmesine yönelik yapılacak çalışmalarla ilgileniyor. Bu toplulukların bulundukları ülkelerin sosyal yapısına üretken, kendi kimliğini sağlıklı şekilde inşa etmiş, kültürel ve siyasal haklarından emin bir şekilde entegre olmaları temel amacımızdır. Türkiye bu bölgelerde yaşayan topluluklarla ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. Zaten yakın dönemde dış politika faaliyetlerimize bakarsanız, Türkiye’nin bu bölgede oynadığı barışçıl rolü görürsünüz. Bosna-Hersek veya Kosova’da yaşayan soydaş ve akrabalarımızla ilişkilerimiz bu ülkelerin siyasi istikrarına hizmet etmekte. Makedonya ve Bulgaristan’da yaşayan bir vatandaşımızın kültürel kimliğini sağlıklı bir şekilde inşa etmesi, ana dilini öğrenmesi, ülkelerinde insan haklarına saygılı, demokratik haklarını kullanan bireyler haline gelmesi ve kendilerini güvende hissetmesini sağlayacak çalışmalar yapacağız. Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nın bu anlamda yapacağı en önemli katkı, bulundukları ülkelerde çoğunluk durumunda olmayan kültürel yakınlığımız bulunan bu toplulukların kültürel gelişimini ve bulundukları ülkelerin sosyal barışına katkıda bulunmalarını sağlamak olacak.
Türkiye’nin soydaş ve akraba topluluklarının bulunduğu bu coğrafyada bilimsel, kültürel ve sosyal işbirliği zemininin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları bulunuyor. Bu anlamda, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nın temel fonksiyonu üniversiteler, medya ve sivil toplum kuruluşları arasındaki bilgi paylaşımının geliştirilmesi, bölge insanlarının birbirinden haberdar olması, sosyal, kültürel ve bilimsel paylaşımın güçlendirilmesi için mekanizmalar oluşturmak olacak. Bütün bu hususlar her bölge ve ülkenin yapısına göre belirlenen bir program çerçevesinde geliştirilecek pratik, somut projelerle hayata geçirilecek.
 
Sayın Bakanım, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine işçi olarak göç eden Türkler, artık işveren konumunda. Birçoğu da kariyerini yaparak kültür-sanat, spor ve siyaset alanlarında da çalışıyorlar. Bu konudaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Türkiye dışında bugün yaklaşık 6 milyon vatandaşımız yaşamakta. Bu kişilerin yaklaşık 4 milyonu Avrupa Birliği ülkelerinde bulunuyor; bunların büyük bir kısmı da Almanya’da. Ayrıca bu insanların birçoğu çifte vatandaşlığı kabul eden ülkelerde çifte vatandaşlığı elde etmiş, kabul etmeyen ülkelerde ise bulundukları ülkenin vatandaşlığına geçmiş durumdalar. Türkiye’den göç edenler, göç alan ülkelerin ekonomik kalkınmalarına önemli katkıda bulunmuşlardır ve de bulunuyorlar. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın çoğu, artık sadece işçi konumunda olmayıp, akademisyen, bilim adamı, doktor, mühendis, avukat, gazeteci, işadamı, sanatçı, politikacı, sporcu gibi çeşitli alanlarda meslek sahipleri olarak göç alan ülkelerin siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel hayatına katılmakta. Bazı vatandaşlarımız işçi konumundan çıkarak işveren konumuna geçmiş durumda. Avrupa’daki Türk işletmelerin sayısı 140.000 civarında ve bu işletmeler, yaklaşık 640.000 kişiye istihdam sağlamakta. Bu işletmelerin yıllık toplam cirosu ise 50 milyar Euro’yu aştı.
 
ALMANYA’NIN BUGÜNLERE GELMESİNDE TÜRKLERİN ROLÜ BÜYÜK
 
Almanya’nın bugünkü noktaya gelmesinde Türklerin önemli rolü var. Almanya’ya Türkler 50 yıl önce geldi.  50 yıl önce savaştan çıkan bir Almanya vardı ve zor durumdaydılar.  O gün yıkılmış ve imkanları olmayan bir Almanya vardı. Buraya gelen insanlarımız Almanlarla beraber çalıştılar. Bugün güçlü bir Almanya varsa burada en önemli payı olanlardan bir tanesi Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın emekleridir, bilgi becerileridir. Bunu gözardı etmemek lazım. Bizim vatandaşlarımız nerede yaşadılarsa oraya kazandırdılar. Almanya’ya zarar veren bir eylem içinde olmadılar. Her türlü ayrımcılıkta dahi hoşgörülerini bozmadılar. Yaşadıkları ülkenin her alanında ortaya koydukları emek ve projelerle anılacaklarını ümit ediyorum. Kendi kimliklerini muhafaza ederek bunları yapacaklar. Hem kendi kimliklerini koruyacaklar hem de bulundukları topluma saygılı olarak yaşayacaklar. Yurtdışındaki Türklerin önemli bir bölümü Almanya’da. Yurtdışındaki tüm vatandaşlarımızın sorunlarıyla yakından ilgilenmeye devam ediyoruz. 
Ayrıca Federal Almanya’nın İslam dinini hala resmi olarak tanımamasını da anlayamıyorum. Karanlıkla bu konuda mücadele edilmesi gerekiyor.  Dünyada son zamanlarda İslamafobia artmaya başladı. Bunun temel nedeni bilgisizlik ve ön yargılar. İslam’ın doğru anlaşılması ve bilinmesi halinde cehalet ve bilgisizliğin doğurduğu karanlık kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İslam dini bulunduğu her yerde hoşgörüyü, kardeşliği ve insanı yüceltiyor. Kim İslam'ı terörle yan yana koyuyorsa İslam terörü destekliyor gibi gösteriyorsa bu İslam’a yapılmış en büyük saygısızlık ve iftiradır. 
 
YURTDIŞINDAKİ TÜRK POTANSİYELİ HAREKETE GEÇİRECEĞİZ
 
Yurtdışında ve özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın varlığı, Türkiye açısından büyük bir potansiyeli beraberinde getirmekte. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkelerde Türkiye’nin daimi temsilcileridir. Son dönemde kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ve Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü ile daha önce kurulmuş olan ancak son yıllarda aktif bir biçimde çalışan TİKA gibi kurumlar, yurtdışındaki potansiyelimizi harekete geçirmekte önemli rol oynayacaklar.
 
Sayın Bakanım, Almanya’da başka ırklardan vatandaşlar çifte vatandaş olabilirken bu haktan Türkler yararlanamıyor. Bu sorunun giderilmesi konusunda Hükümet olarak uygulamada olan Mavi Kart’ın işlevselliğinin artırılması için nasıl bir çalışmanız var? Bu konu ile ilgili bilgi verir misiniz?
 
Almanya’da bir Avusturyalı ya da Fransız çifte vatandaş olabiliyor, ancak Türkler olamıyor. Bu konuda eşitlikçi yaklaşım yok, adalet yok. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Söz konusu uygulama insan hakları ve AB değerlerine de aykırı. Bu uygulama Almanya gibi bir ülkeye yakışmıyor.
Hükümet olarak Almanya’da yaşayanların Türk vatandaşı gibi kabul görmesini sağlayacak Mavi Kart için yasa tasarısı hazırladık. Türk vatandaşlığından çıkmak zorunda kalan gurbetçilerimiz için geçmişte Mavi Kart uygulaması başlatıldı. Ancak uygulaması, istenildiği gibi sonuç vermedi. Zaman içinde pek çok sorunlar ortaya çıktı. Şimdi bu sorunları çözmek için ikinci bir adım atıyoruz. Konunun İçişleri, Dışişleri ve başka bakanlıkları ilgilendiren kısmı tamamlandı. Tasarıyı Başbakanlığa sunduk.  En kısa sürede yasanın çıkmasını hedefliyoruz. Mavi Kart sahibi olanlar, bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sahip olduğu imkanların hepsinden istifade edecek, bugüne kadar karşılaştıkları sorunların hiçbiriyle karşılaşmayacak. Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı ne işe yarıyorsa Mavi Kartlar da aynı işe yarayacak. Tapu dairesinde, noterde, her türlü alışverişte, tüm devlet dairelerinde nüfus cüzdanı gibi kullanılabilecek. Türklerin Alman vatandaşlığına geçişlerinin artması, Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın işini kolaylaştırdığı gibi Alman hükümetinin de işini kolaylaştıracak. Entegrasyon sürecini hızlandıracak. 
        
Sayın Bozdağ, 12 Haziran seçimlerinde tartışılan konulardan birisi de yurt dışındaki Türklerin oy kullanmaları konusuydu. Hükümet o dönem yoğun çaba harcadı, ancak bu konuda YSK istenen adımı atmadı. Gelecek seçimlerde yurtdışındaki Türkler, bulundukları yerlerde oy kullanabilecekler mi? Bu konuda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
 
12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde gurbetçilerin yaşadıkları şehirlerde veya en yakın diplomatik temsilcilik binalarında oy kullanmaları yönünde çalışmalar yaptık, ancak hükümetimizin tüm bu gayretleri Yüksek Seçim Kurulu’na takıldı. Bu sorun vatandaşlarımızın oy kullanma hakkını temin ederek çözülmesi gerekirken, Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla gurbetçilerimiz yerinde oy kullanamadı. Bu sorunun çözülmesi için çalışmalara başladık. Bütün ilgili kurumlarla yaptığımız istişareler çerçevesinde bir taslak metin hazırladık. O metni, ilgili kurumların görüşlerine açtık. O görüşleri de aldıktan sonra yasa tasarısını hızla Meclise sevk edeceğiz. Uygulama çerçevesinde yurt dışında yaşayan vatandaşlar için ayrı seçmen kütüğü oluşturulacak. Gurbetçilerimiz, yurt dışında nerelerde yaşıyorsa bulundukları yoğun yerlerde oy kullanmalarını temin edeceğiz. Hazırladığımız yasada, e-posta ve mektupla oy kullanma Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği için yasada olmayacak.  Nerelerde ne kadar vatandaşımız var, verileri toplanıyor. Nerelerde konsolosluğumuz var? Bunlara bakıyoruz. İhtiyaç duyulduğu kadar sandık kurulacak. Vatandaşlarımızın yoğun olduğu ama konsolosluğumuzun olmadığı yerlerde ilave konsolosluklar kurma imkanı da kullanılabilir. Yeter ki vatandaşımızın oyu sandığa gerektiği gibi yansıyabilsin. 
 
GELECEK SEÇİMLERDE YURT DIŞINDA OY KULLANILACAK
 
Yurtdışında yaşayanların oy kullanma hakkı var. Bu konuda İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulu, Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu Başkanlığı ortak çalışmada bulunuyorlar. Bu kurumların anlaşacağı bir yasa çıkarılacak. Gelecek seçimlerde mutlaka yurtdışında oy kullanabilecekler.  Seçimlerle de ilgili önemli adım atacağız. Şu anda çalışmaları bitti, parlamentoya yasayı sevk aşamasına geldik. Almanya’da ve yurt dışında, başka ülkelerde yaşayan bütün Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerde oy kullanmalarına imkan veren yasal düzenlemeyi tamamlamış durumdayız. Önümüzdeki günlerde TBMM'ye onun da sevkini yapacağız, ilk seçimde vatandaşlarımız oylarını hangi ülkede yaşıyorsa orada, Berlin'de yaşayanlar Berlin'de, Türkiye seçimlerine oylarını kullanma hakkını elde edecekler.
 
Sayın Bozdağ, Anadolu’dan yurtdışına işçi göçü denildiğinde akla Avrupa ülkeleri geliyor. Halbuki Ortadoğu, Kuzey Afrika hatta Orta Asya ve Güney Asya ülkelerinde çok sayıda Türk yaşıyor. Bu ülkelerdeki Türklere yönelik ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
 
Türkiye son dönemde dünyanın hemen hemen her yeriyle iletişim içerisinde. Bu bölgelere ve buralardaki Türklere gerek devlet, gerek özel sektör, gerekse sivil toplum örgütleri aracılığı ile hizmet götürüyoruz. Bugün Türkiye Afrika kıtasında en çok temsilcilik açan Brezilya’dan sonra ikinci ülkedir. Yine bu bölgede yatırım yapan ülkeler arasında Çin’den sonra ikinci ülke konumundadır. Bu bölgelerde işadamlarımızın yatırımları ortada. Sivil yardım kuruluşlarımızın Afrika‘da ve diğer bölgelerdeki çalışmalarını da hepimiz takip ediyoruz. TİKA kanalıyla belirttiğiniz bölgelerde eğitimden sağlığa, altyapıya kadar çeşitli alanlarda çalışmalar yapılmakta. Karşı ülkelerle ikili ilişkilerimizin olumlu şekilde devamının sağlanmasına destek olunmakta.
 
Türkiye’ye artık yurtdışından, özellikle de dost ve akraba topluluklarından öğrenim görmek için çok sayıda öğrenci geliyor. Bu konuda bakanlığınıza bağlı kurumlar ne gibi çalışmalar yapıyor?
 
 Ülkemizde 1992’den itibaren Türk cumhuriyetlerle başlayan ve giderek genişleyen yabancı öğrencilere yönelik burs programlarının daha verimli uygulanması ve dünyadaki çağdaş uygulamalarla rekabet edebilecek bir düzeye çıkarılması yönündeki çalışmalar, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı bünyesinde devam ediyor. Bir yandan uluslar arası öğrencilerle ilgili olarak dünya genelinde yaşanan rekabet, diğer yandan sahip olduğumuz tarihi ve kültürel miras ülkemizin de bu alanda söz sahibi bir konuma gelmesini zorunlu kılmaktadır. Bunun ekonomik yönü kadar, kültürel, sosyal ve stratejik yönü de ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Bu alandaki ilgili kurumlarla yaptığımız çalışmalarda üniversitelerimizin daha geniş coğrafyadan daha çok yabancı öğrenci çekmesini, ülkemizin bu alanda cazibe merkezi olmasını ve yabancı öğrencilere sağladığımız imkanları iyileştirmeyi hedef olarak belirledik. Aynı zamanda başarılı öğrencilerin ülkemizde burslu olarak öğrenim görmelerini sağlayarak ülkelerine döndüklerinde karşılıklı ilişkilerin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlamalarını istiyoruz. Tüm bunlar, üniversitelerimizin uluslar arasılaşmasına ivme kazandıracak, üniversitelerimizin markalaşmasının önünü açacaktır. Bu sayede uluslar arası öğrenci pastasından aldığımız payı da artırmayı amaçlıyoruz. Bunun pek çok alanda olumlu getirileri olacaktır. Bu noktadan hareketle, ülkemizde öğrenim görmekte olan ya da mezun durumundaki yabancı uyruklu öğrencilerin sorunlarının çözümünden ülkemizdeki eğitim imkanlarının tanıtımına, burs başvurularından seçim sistemine, barınma imkanlarından akademik, sosyal ve kültürel akademik hizmetlerine kadar tüm yapıyı kuşatan bir sistem oturtmaya çalışıyoruz.
 
Sayın Bakanım, Türkiye ile ortak tarihi, kültürel ve toplumsal bağlara sahip Orta Asya, Kafkasya ve Balkan ülkelerine yönelik bakanlığınıza bağlı kurumların yeni projeleri olacak mı?
 
TİKA, özellikle 2002 yılından sonra hükümetimizin verdiği destekle, hem bütçe hem de etkinlik gösterdiği coğrafya bakımından bir genişlemeye gitmiştir. Faaliyet gösterdiği coğrafyadaki genişlemeyi Program Koordinasyon Ofisi (PKO) sayısındaki artıştan da görebiliriz. 2002 yılında yurtdışında ki 12 PKO ile faaliyet gösteren TİKA, bugün 23 ülkede 26 PKO ile çalışmalarını yürütmektedir. PKO olmayan ülkelerde de (Afrika, Doğu Avrupa ve Kafkasya, Orta Doğu, Orta ve Uzak Asya’da) kalkınma yardımı faaliyetlerini yürüten TİKA, proje bazlı olarak 100’ün üzerinde ülkeye ulaşmaktadır.
Kurumun kullandığı fon kaynakları da yıllar itibariyle artmış ve TİKA bugün yıllık 130 Milyon Dolar Tutarında yardım yapar hale gelmiştir. Bu genişleme, Türk dış politikasının artan etkinliğinin bir sonucudur ve Türk ekonomisinin bölgesel ve küresel ölçekteki etkinlik çıtasını yükseltmesi ile paralellik arz eder. TİKA pek çok sektörde yardım ulaştıran bir kuruluş haline gelmiştir. Bu sektörler içerisinde; ortak miras olan kültürel varlıkların korunması ve geleceğe ulaşması, sağlık, eğitim, temiz içme suyu, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere ülke ekonomilerinin kapasitelerinin arttırılması öne çıkmaktadır. Orta Asya, Kafkasya, ve Balkan ülkelerinde bu sektörler başta olmak üzere faaliyetlerimizi çeşitlendirerek sürdürmek hedefindeyiz.
 
TİKA, EĞİTİMDEN RESTORASYONA HER ALANDA FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRÜYOR
 
Bu kapsamda Türkiye’nin kültürel ve tarihi coğrafyası, TİKA’nın çalışmaları içinde özellikle önemli yer tutmaktadır. Orta Asya ve Kafkasya, TİKA çalışmaları bakımından halen merkezi öneme haizken Orta Doğu ve Balkanlar’da da ortak geçmişin şahitleri olan tarihi eserlerin restorasyonundan Türkçe öğretimine, soydaş toplulukların ekonomik ve kültürel gelişiminden toplumlararası barışa hizmet edecek projelere kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürütülmektedir. Son olarak restorasyon sonrası açılışını gerçekleştirdiğimiz Üsküp Mustafa Paşa ve Prizren Sinan Paşa Camileri bu çalışmaların en güzel örneklerindendir. Balkanlar’da yürütülen projeler içerisinde aile ekonomilerinin güçlendirme projeleri önemli yer tutmakta. Başta hayvancılık alanında aile işletmelerinin ayakta kalmasını temin için gerçekleştirilen hayvancılık projeleri (arıcılık, koyunculuk ve büyükbaş hayvancılık alanında) ürünlerini vermeye başlamıştır ve bu projeler uluslar arası donörler tarafından gösterilmektedir. Keza eğitime Türkiye’nin verdiği önemin bir nişanesi olmak üzere Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’da gerçekleştirilen okul inşaatları, okul donanımları, laboratuar ve benzeri eğitim ünitesi tefrişleri ilk başta sayılabilecek örneklerdir. Şüphesiz TİKA, geçmişte yapılmış bu değerli katkıların devamını getirecek biçimde çalışmaya devam edecek ve dost kardeş halklarla Türkiye’nin kalkınma deneyimini her alanda paylaşmayı sürdürecektir.
 
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN DANIŞMA KURULU OLUŞTURULUYOR
 
Avrupa'da, dünyanın değişik yerlerinde yaşayan vatandaşlarımızla alakalı, yani adeta onların bir araya gelip, bu sorunları müzakere edeceği platformların sağlıklı çalışabilmesi için bir Danışma Kurulu oluşturuyoruz. Yaşanan sorunları tespit ve çözüm noktasında birlikte çalışma imkanı bulacağız. Hayata geçireceğimiz projelerle yurt dışında bulunan her bir Türk’e yalnız olmadıklarını hissettireceğiz.
 



Diğer Söyleşiler