Anayasa Değişikliği Dağı Yerinden Oynatmak Kadar Zor
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil ÇİÇEK,
Ekonomize Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kadir GÜRBÜZ
Yeni Anayasa Taslağı hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Bu yeni anayasa konusu aslında Türkiye’nin 28-29 yıldır gündeminde olan bir konu. 82 Anayasa’sı daha yürürlüğe girdiği andan itibaren “Bu anayasa Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermiyor ve vermez” diye toplumun bütün kesimlerinden itirazlar olmuştur. Siyasi partilerin bu yönde ciddi itirazları oldu, meslek örgütlerinin oldu, bilim adamlarından itirazlar geldi derken nitekim yürürlüğe girdikten sonra da uygulanmaya başlandığı andan itibaren de zaman zaman ciddi sıkıntılar ortaya çıktı.
Bugün itibariyle geriye dönüp baktığımızda halen de Türkiye’deki bir kısım gerginliklerin temelinde bugünkü anayasa yatıyor. Yani toplum geriliyor, toplum kamplaşıyor, kutuplaşıyor tarzındaki tespitlerin temelinde bir ölçüde bugünkü anayasa yatıyor. Çünkü anayasanın kurmuş olduğu dengeler bugünkü ihtiyaçlara cevap vermiyor.
İkincisi zaten yürürlüğe girdiği andan itibaren ortaya çıkan sıkıntılar kısmi değişiklikleri de zorunlu olarak beraberinde getirdi. Bu değişiklikler yapıla yapıla da anayasanın bütünlüğü bozuldu.
Üçüncü olarak ise bu anayasanın öncelikleri yapıldığı güne nazaran farklı. O zaman soğuk savaş dönemi vardı, iki kutuplu dünya vardı. Esas olan güvenlikti. Hak ve özgürlükler biraz daha ikinci plandaydı o dönemlerde. Onun tabi yansıması olarak da yürürlükteki anayasa güvenliği öne çıkarmış, hak ve özgürlükleri ikinci plana itmişti. Hak ve özgürlükler tanındıkça güvenlik sıkıntıya girer diye düşünülmüştü.
Bir başka nokta da bu anayasanın sıkıntısı; fert ve devlet arasında bir tercih söz konusu olduğunda devleti öne çıkarıyor olması. Hâlbuki günümüz dünyasında artık devletin görevi vatandaşa hizmettir, hizmet üretmektir. Bir hizmet aygıtıdır, hizmet örgütüdür devlet. O yönüyle de bir farklılık var.
Yani bu anayasa fert ve devlet denklemini doğru kuramadığı gibi özgürlük-güvenlik denklemini de doğru dürüst kuramamış ve günümüz değerleriyle de çatışan bir anayasa ortaya çıkarmıştır.
Bir başka tespit daha yapabiliriz bu konuda, o da şudur; yürürlüğe konulduğu günden itibaren en çok tartışma yaratan ve hala yürürlükte kalan dünyadaki tek anayasadır. Yani herkesçe beğenilmezken bir türlü de tepeden tırnağa değiştirilememiştir.
Millet Açıkça Yeni Anayasa İhtiyacını Ortaya Koymuştur
Onun için son 12 Eylül 2010’da yapılan oylamada millet aslında yeni bir anayasa ihtiyacını açıkça ortaya koymuştur. O nedenle 2011 yılında yapılacak seçimlerin bana göre öncelikli konusu budur. Bütün partiler de bu konuya vurgu yapıyor. Demek ki örgütler istiyor, millet istiyor, siyasi partiler de buna vurgu yapıyorsa artık bu işin zamanı gelmiştir.
Bu İşe Artık Türkiye Noktayı Koymalı
Çağdaş değerleri ve öncelikleri iyi kurgulamış, demokrasideki erklerin arasındaki dengeleri iyi kurmuş, hak ve özgürlükler açısından gerekli teminatları içeren bir anayasa zannediyorum 2011’in Haziran’ından itibaren Türkiye’nin gündeminde daha fazla olacak. Bu işe artık Türkiye noktayı koymalıdır.
Bir Anayasa Değişikliği, Dağı Yerinden Oynatmak Kadar Zor
Yeni anayasanın tartışmaya açılmasını, seçim sonrası için daha mı uygun görüyorsunuz?
Tartışma yapmak isteyen yapar. Aslında bu konu yeteri kadar tartışıldı. Tartışılabilir de. Ancak aslında şimdi herkesin tartışmaktan çok hazırlık yapması lazım. Neyi tartışacağız: “yeni bir anayasaya ihtiyaç var mı yok mu?” Herkes var dediğine göre bu nasıl anayasa olacak ve hangi yöntemle bu anayasa gerçekleşecek? Bunun hazırlığını yapmamız lazım. Anayasa yapmak çok ciddi bir iştir. Bir anayasa değişikliği dağı yerinden oynatmak kadar da zordur. Nitekim 26 maddelik bir değişiklik bile 6 aydır Türkiye’nin gündemini meşgul etti. Türkiye’nin birçok sorunu var, birçok meselesi var. Sadece bir konuya yoğunlaşıp kalamaz. Onun için aslında bunları konuştuk; yeni bir anayasaya ihtiyaç var, yeni bir anayasa önümüzdeki dönemin gündeminde olmalıdır. Bunda da genel bir mutabakat var. O halde bu işleri tekrar konuşmak yerine, her parti ve her kurum kendi yönünden hazırlığını yapmalıdır.
Bu hazırlıkları biraz açarsak?
İki konuda hazırlık; birisi hangi yöntemle değiştirileceğidir. Bu konuda farklı görüşler var, bunları netleştirmemiz lazım. Çünkü hangi yöntemle değişeceği netleştirilmediği takdirde bir 10 sene, 20 sene de yöntem kavgası yaparız ki bu çok doğru olmaz. İkincisi ise, yöntemle beraber de içeriği ile ilgili en başta da siyasi partilerimiz bir hazırlık yapmalıdır. Maalesef birçok partinin bu konuda hazırlığı yok, birçok kurumun bu konuda hazırlığı yok. Birkaç meslek örgütünün belli çalışmaları var. Onların güncellenmesi gerekecektir. Dolayısıyla çok ciddi bir fikri hazırlığı gerektiren bir konudur. Biz kendi yönümüzden 2007 seçimlerine giderken bir hazırlık yapmıştık, yaptırmıştık. Şimdi onun üzerinde tekrar çalışıyoruz. Bunu o günden bugüne gelişen dünyadaki, ülkedeki değişikleri de dikkate alarak bu hazırlığı şimdiden yapmanın çabası, gayreti içerisindeyiz.
Onun için konuşulmamış olması hiçbir şey yapılmayacağı anlamına gelmez. Bence konuşmaktan ziyade şu an bir hazırlık dönemini herkes kendi içinde iyi değerlendirmelidir.
Ben aynı zamanda Ankara Genç İş Adamları Derneği Basın Komisyon Başkanıyım. Biz Ankara Genç İş Adamları Derneği olarak da bir anayasa çalışması hazırladık. Uygun olduğunuz ilk anda onu da size sunacağız.
Tabi memnuniyetle, iyi olur. Bütün örgütlerden, mümkünse tüm bireylerden bu konuda nasıl bir anayasa istiyorsa en azından o çerçevede, daha ileri adımı olarak da belki anayasa yazılım metinleri de olsa daha iyi olabilir. Bunu yapmış meslek örgütleri de var, onun için bu yönde herkesin katkısına ihtiyaç var.
Son olarak, sizin Ekonomize Dergisi aracılığıyla vermek istediğiniz mesajınız var mı?
Bu konularda fazla beyana gerek yok. Yapılacak iş var. Siz de biz de dersimize çalışmaya devam edelim.



















