Yerkürede Küresel Dönem

Süreyya KAYIHAN
Süreyya KAYIHAN
Anteks Başkanı

Sizin şu anda yaptığınız işin veya ürünün daha iyisini, daha ucuzunu yapmak için dünyanın dört bir köşesinde planlar yapan kişiler bulunduğunu artık biliyorsunuz.

Bir zamanlar küreselleşmenin yalnız büyük şirket sahiplerini veya ekonomistleri ilgilendirdiği düşünülürdü. Günümüzde küreselleşme küçüklü büyüklü her iş sahibini, ayrıca herhangi bir işte çalışan veya halen öğrenim gören herkesi etkileyecek bir süreç oldu. Küresellşmenin zorunlu kıldığı maliyetlerin sürekli düşürülmesi ilkesi ve teknolojik ilerleme, herkesin işini tehdit eder hale geldi. Sizin şu anda yaptığınız işin veya ürünün daha iyisini, daha ucuzunu yapmak için dünyanın dört bir köşesinde planlar yapan kişiler bulunduğunu artık biliyorsunuz. Bunlar ithalatla, yabancı sermaye yatırımları ile veya Türk sermayesini kendi ülkesine çekerek sizin işinizi bir şekilde etkiliyor. Fakülte diplomasının hemen iş bulmaya yettiği, şirketlerin sıfır kilometrede eleman alıp yetiştirdiği ve emekliliğe kadar çalıştırdığı günleri özlemek de bir işe yaramıyor.

Dünya boyutunda bir pazarın kurulduğu, her şeyin sanki bir aksiyon filmindeymiş gibi hızla değiştiği yeni dönemin iş hayatında hiçbir şey kalıcı ve kesin değil artık. Kişinin edindiği bilginin ve öğrendiği teknolojinin miadı kısa sürede doluyor. Piyasanın çekirdekten yetişme eski kurtları pazar haritasının ikide bir değişmesi nedeniyle şaşkına dönüyor.

İşgücünde Küresel Rekabet
“Dünya Düzdür” (The World is Flat) adlı kitabın yazarı Thomas L. Friedman küreselleşmenin çalışma koşullarına etkisini şöyle anlatıyor; “Ben küçükken, büyüklerim bana, “Tom, tabağındaki yemeği bitir, Çin ve Hindistan’da aç insanlar var” derlerdi. Bugün ben çocuklarıma, “Kızlar ödevinizi bitirin Çin’de ve Hindistan’da işinizi kapmaya çalışan aç insanlar var” diyorum.” Gerçekten bugünlerde gelişmiş ülkelerin gençleri yalnız üretim işçiliğini değil, finans ve bilişim gibi hizmetler sektöründeki işleri de gelişmekte olan ülkelere kaptırıyor. Bu ülkelerin yöneticileri, bu verimli rekabetten kazançlı çıkmak için yediden yetmişe bir eğitim seferberliği başlatmak istiyor.

Yalnız ürün piyasalarında değil, işgücü pazarında da küresel rekabet şiddetlenecek. Türkiye’de halen 0-15 yaş arasında bulunan 19 milyon çocuğun gelecekte kendini geçindirecek ve mutlu edecek iyi işler bulması ise ancak eğitimin yeniden yapılandırılması ile mümkün olacak. Aksi takdirde çocuklarımızın girebileceği işlerde Kahire’de veya Şanghay’da daha iyi öğrenen gençler çalışacak.

Hızlı değişim dönemlerinde çalışma defterini tümden kapayanlar dışında her yaştan insanın, yenilikleri öğrenmesi ve yeni beceriler elde etmesi gerekiyor. Ancak okullarımızda kendi başına öğrenmenin yöntemleri öğretilmediği için, insanlar yeni bilgiler öğrenmekte zorlanıyor. İş hayatında oyunun kuralları hızla değiştiği için geçmiş dönemlerle ilgili birikim ve deneyime sahip büyüklerin desteği de fazla işe yaramıyor.

Öğrenme biçiminin bilinmesi öğrenmeyi disiplinli bir eziyet olmaktan çıkarıyor. Daha sonra sıra analitik ve eleştirel aklın kullanılmasına ve değerli bilginin molozlardan ayrılmasına geliyor. Bilgi birikimi arttıkça, zihinde yararlı ve yararsız bilgileri ayıran bilişsel süzgeçler daha iyi çalışmaya başlıyor. Bu zahmetli uğraşın aylar, yıllar hatta bir ömür boyu sürdürülmesi ise sonu gelmez bir merak ve sabırlı bir azim ile mümkün oluyor.

Bizim pek hoşlanmadığımız “merak” yeni küresel dönemde işte yükselmenin itici gücü olacak. Bu nedenle soru sormanın ve öğrenme merakının geliştirilmesi için her şeyi yapmak zorundayız. Ancak yalnızca merakın varlığı bir işe yaramayacak. Bu merakın belirli konulara odaklanması ve kalıcı olması gerekecek.
Meraktaki sürekliliği ise çocuklarımıza ve gençlerimize aşılayacağımız mükemmellik ve başarı tutkusu sağlayacak. Öğrenme merakı, sevilen ve keyif alınan bir konuya yöneldiğinde ise en büyük ödül esneklik ve hız olacak.

Hobi Başarı Tohumu Olabilir
Kendi uzmanlık dalında mümkün olan en fazla bilgiyi özümsemek ve bunu geniş bir kültür ve hayat bilgisi tabanına oturtmak, iş hayatında esnekliğin ilk koşuludur. Bir pazarlama uzmanının bir soruna üretim sürecinde çalışan bir mühendisin gözüyle bakabilmesi onun kendi işinde de yeni ipuçları elde etmesini sağlayabilir. Bir mühendisin toplumdaki sosyal trendlerle ilgili bir yazıyı incelemesi ise daha iyi ürünler tasarlayabilmesini kolaylaştırır. Bazen gençlik yıllarındaki bir hobi bile, ileriki yıllardaki üstün bir başarının tohumunu içinde taşıyabilir.