Turizmde “Herşey Dahil” Sıkıntısı

Candar ASLAN
Candar ASLAN

Yabancı konuklarımızın “Herşey dahil” bazlı otellerden çıkmayarak; ne tarihi zenginliklerimizi görüp ne de çevre esnaftan alışveriş etmemesi turizm ekonomimizdeki canlılığı olumsuz yönde etkilemektedir.

Türkiye ekonomisinin temel gelir kaynaklarından biri olan Turizm sektörünü Avrupa temelli olarak konuyu incelemeye çalışacağız. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2007 ile 2008 rakamları karşılaştırıldığında, 2008 yılı 1. dönem turizm geliri aynı duruma göre yüzde 28,4 oranında artarak 2 milyar 776 milyon 279 bin 341 ABD Doları olmuştur. Bunun 2 milyar 00 6milyon 264 bin 716 doları yabancı ziyaretçilerden, 770 milyon 014 bin 625 doları ise yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerimizden elde edilmiştir. (Kaynak, TÜİK)

Yukarıdaki rakamlara bakıldığında Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ikamet eden vatandaşlarımızın aile veya akraba ziyaretlerinin turizm sektörümüzün canlı kalmasında önemli rolü bulunmakta olduğunu görürüz. Bunun yanı sıra, özellikle Kuzey Batı Avrupa ülkerinden İngiltere, Almanya’dan gelen turistler özellikle Bodrum-Kuşadası’ndan başlayıp Antalya ve Alanya gibi kentlerimize kadar uzun bir yolculuk güzergâhında çeşitli tatil beldelerimizde otellerin doluluk oranlarını gene üst seviyelerde tutacak gibi gözüküyor. Almanların ağırlıklı konuşlandığı Antalya ve Alanya, İngilizlerin ise Fethiye ve Marmaris çevresinde oluşturdukları güzel atmosfer yöre halkının da işbirliği ile Türkiye turizminin özlenen seviyelere tekrar ulaşmasında önemli bir paya sahip gibi gözüküyor. Sadece turistik amaçlı olmayıp yer yer bu bölgelerimize yerleşmeye de başlayan İngiliz ve Almanların çevrenin çehresini de değiştirdikleri bir gerçek.

Son 10 yılda yaşanan gerek ekonomik ve gerekse siyasi krizler Türk turizmindeki turist kalitesinin düşmesinde önemli etken olmuştu. Irak savaşı, Amerika’daki ekonomik krizin dünya çapındaki etkileri batılı turist potansiyelinin gene Avrupa topraklarında ağırlıklı olarak güney ülkerinden Fransa, İspanya ve İtalya üçgeninde kalmasına neden olmuştu. Ancak gelişen hava taşımacılığı bu engelleri en alt seviyede tutmaya çok yarar sağlıyor. Daha önceleri sadece İspanya-Mallorca ve Fransa’nın güneyindeki turistik beldelere yapılan ucuz uçak seferleri Türkiye’ye de yapılmaya başlanınca alternatif tatil paketleri ve bu paketlerin ucuz maliyetlerde tutulmasına büyük ölçüde yarar sağladı. İngiltere’den EasyJet, Almanya’dan Germanwings ve Airberlin gibi firmaların direk Antalya ve İzmir seferleri, Türk Hava Yolların’ın omuzunlarında olan bu ağırlığı bir nebze hafifleterek turistlerin rahat bir şekilde bilet bulmalarına imkân sağlamış olmaları sevindirici bir haberdir. Öte yandan doğu Avrupa ülkerinden ve Rusya’dan gelen turist oranında diğer yıllara oranla bir düşüş olmayacağı kanaatindeyim.

Ancak ülkemizin turizm konusunda çektiği sıkıntıların başında gelen husus, turistlerin genelde “all inclusive” bazlı otellerden çıkmayarak ne tarihi zenginliklerimizi görüp ne de çevre esnaftan alışveriş etmemesi turizm ekonomimizde ki canlılığı olumsuz yönde etkilemektedir. Bana göre “all inclusive” güzel bir strateji ancak tesislerimizin de bu turistleri düzenleyecekleri organizasyonlarla tesis dışına çıkmalarını sağlayarak hem tarihi güzelliklerimizin görülmesini hem de çevre esnafları da cazip kılacak önerilerde bulunmaları gereklidir. Aksi takdirde çevresi kurumuş ve bakımsız kalmış bir tatil tesisi ne olursa olsun cazibesini gün be gün yitirmeye başlayacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığının her yıl düzenlediği çeşitli organizasyonlar ve hazırlattığı tanıtım filmleri turizminin Avrupa ve hattı Amerika’da güzel yankılar bulduğunu duymaktayız. Televizyonlarda yayınlanan tanıtım filmlerinden Londra’daki bir otobüsün üstündeki “Turkey Welcomes you…” yazısına kadar en ince ayrıntı düşünülerek her yıl kendini yenileyen bir strateji ile gün be gün daha da ileri gittiğini görmekteyiz.

Sonuç olarak, ülkemiz ekonomisinin can damarlarından biri olan turizm, sadece resmi ve gayri resmi organizasyonların değil bireylerin de yapacağı girişimlerle kendine yeni fersahlar açacaktır. Gerek Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın örnek davranışlarla ülkemiz kültürünün iyi tanıtılmasında verecekleri destek, gerekse bu ülkelerde eğitim gören öğrencilerimizin yapacakları çeşitli faaliyetler az da olsa turizmimizin ivmelemesinde büyük rol alacaktır. Unutulmamalıdır ki, her atılan küçük adım ileride ülkemizin daha da güçlü bir ekonomi ve bunun beraberinde getirdiği turizm renkliliği ile dünyanın önde gelen örnek ülkelerinden biri hale gelmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Diğer Yazıları