Kurumsallaşamama Sancısı
Veli SARITOPRAK
Türk Sanayicileri ve İşadamları Vakfı Başkanı
ana göre Türkiye’nin kronikleşen en büyük problemi kurumsallaşamamaktır. Ne acıdır ki dünyadaki hızlı değişimlere bir türlü ayak uyduramadık ve yönetim sistemimizi kurumsallaştıramadık. Millet olarak en göze çarpan özelliğimiz ferdiyetçiliğimizin ağır basması, ekip çalışması yapamamamız ve takım oyunu oynamamamızdır. Aynı durum kurumsal hayatımızda da geçerlidir. Biz genelde fertlere bağlıyızdır ve bireysel başarıyı hep ön plana çıkarırız. Devlet kurumlarının başarısı da tepe yöneticilere bağlı olarak değişmektedir. Tepeye kim gelirse gelsin, hatta çok yeteneksiz birisi olsa da sistemin başarılı olması esastır. Sistemimiz fertlere bağımlıdır. Sistemi fertlere bağımlı olmaktan kurtaracak olan Dünyadaki Değişimler Ve Biz
Yazımızın başında da dediğim gibi millet ve devlet olarak biz dünyadaki değişimlere uyum sağlamakta geç kalıyoruz. Bu değişimlere bazen direniyor, bazen de çok ağırdan alıyoruz. Dolayısıyla bu durumdan ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmemiz olumsuz etkileniyor ve çağı yakalayamıyoruz. Oysa çağı yakalamak için her şeye sahibiz. Genç ve dinamik nüfusumuz iyi eğitimli, vizyon sahibi girişimcilerimiz , doğal zenginliklerimiz, alt yapımız, zengin tarihimiz ve kültürel mirasımız hep bizim artılarımız. Ancak hep ağır kalıyoruz. 1789 Fransız Devriminin değerlerini bile maalesef 1923 ‘te Cumhuriyetle ve Atatürk’le yakalayabildik. Liberal ekonominin enstrümanlarını Yüksek teknoloji, Ar-Ge, İnovasyon , girişimcilik gibi kavramların gittikçe daha büyük önem kazandığı 21. yüzyılda, yüksek teknoloji üretebilen, bilimsel bilgiyi ekonomik değerlere dönüştürebilen ülkeler dünyayı yönetmektedirler. Bizler bu kavramlarla daha yeni yeni tanışmaya başladık. Bilgisayarlaşmayı, e-devlet’e dönüşmeyi gerçekleştiremedik. Bu yüzden çağdaşlık yarışında maalesef geriyiz. Türkiye dünyadaki hızlı gelişim ve değişimi takipte zorlanıyor. Ancak zaman zaman iç ve dış (özellikle Avrupa Birliğinin) zorlamaları ile gerçekleşen sıçramalarla ilerlemeğe çalışıyor. Aslında çare ve çözüm tektir. Türkiye 2012‘ye bir zihniyet devrimi ile girmeli ehil, tok, dürüst, kaliteli ve vizyon sahibi insanları ve ekipleri layık oldukları yerlere getirmelidir. Bu ekipler kurumsallaşmayı gerçekleştirmeli ve takım oyunu ile Türkiye’nin çıtasını yükseltmelidirler. Son Söz : Akbank’ın kurucularından rahmetli Ahmet Dallı’dan"Ehil insanlar, layık oldukları yerlere getirilmedikçe o ülke rahat yüzü göremez."
kurumsallaşmada başarıyı bir türlü tam yakalayamadık. 2011 yılının son çeyreğine girdiğimiz bu günlerde kurumların işlediği bir devlet yapısına doğru zorla da olsa yavaş yavaş ilerleme kaydediyoruz.
(serbest piyasa, özelleştirme, yabancı sermaye, mevzuatı basitleştirme, kırtasiyeciliği azaltma, v.b..) dünün demirperde ülkeleri çoktan tamamlayıp bitirdiler. Biz hala özelleştirme tartışmaları yapıyoruz. Özelleştirme sistemini oturtamadık.




















