Herkese Merhaba
İ. Taner TÜYSÜZOĞLU
Avukat
Rekabet, şirketleri verimli olmaya, inovasyona, kaliteli ve düşük bedelle daha fazla ürün ve hizmet sunmaya yönelten çok önemli bir süreçtir. Rekabetin hakim olduğu bir piyasa ekonomisinde fiyat ve kar göstergeleri harici etkilerden uzak olarak belirlenir.
Günümüz ticari hayatının temel dinamiklerinden biri olan Rekabet Hukuku’na ilişkin yasal düzenlemelere, gerçek anlamda ilk kez geçen yüzyılın sonlarına doğru Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da rastlanmaktadır. Özellikle sanayi devriminden sonra başlayan hızlı sanayileşme beraberinde ciddi sorunları da getirmiş ve bu sorunların çözümü amacıyla 1890 yılında ABD’de Sherman Act kabul edilmiştir. (O dönemde görülen en ciddi birikim, 1889 yılından kalan bir Kanada yasası ve 1890 yılına ilişkin ABD’deki Sherman Act olarak kabul edilmekteydi.) Ancak Sherman Act, bugünkü anlamıyla sosyal demokrat bir yaklaşım ile hazırlanmıştı. O nedenle daha sonradan görülecektir ki 1970 yılına kadar Amerikan antitröst kuralları daima Demokrat Parti’nin yönetiminde geliştirilmiştir.
Sanayileşmiş diğer Batı ülkelerinde ise bu yasal düzenlemeler ancak 1. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamış ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra tamamlanarak hemen hepsinde rekabet hukuku, Ticaret Hukuku’nun ayrılmaz bir parçası halini almıştır. Fransa ve Almanya’da rekabet politikaları ekonomik özgürlüğü koruyarak pazara girmek isteyenlerin girişlerinin, dürüst olmayan yollarla engellenmesini önlemeye yarayan bir araç olarak nitelendirilmektedir. Bu bireysel hareket edebilme özgürlüğü, demokratik anayasal sistemin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir.
Ülkemizde ise 1982 Anayasası’nın 167. maddesi “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır, piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” hükmünü içermektedir. Bu doğrultuda ülkemizde daha önce kendine Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu’nda yer bulan rekabet hukukuna ilişkin hükümler ticari hayatın gelişmesi nedeniyle münhasır bir kanunla düzenlenmesini gerektiren bir önem kazanması nedeniyle 7 Aralık 1994 kabul tarihli Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çıkartılmıştır.
Rekabet geniş anlamıyla piyasa ekonomilerinde; kar, satış miktarı ve pazar payı gibi belirli mali hedeflere ulaşmak amacıyla ticari hayatın unsurları arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkilerdir. Rekabet, şirketleri verimli olmaya, inovasyona, kaliteli ve düşük bedelle daha fazla ürün ve hizmet sunmaya yönelten çok önemli bir süreçtir. Rekabetin hakim olduğu bir piyasa ekonomisinde fiyat ve kar göstergeleri harici etkilerden uzak olarak belirlenir. Şirketlerin bağımsız karar verebilmeleri ile ülkenin kısıtlı kaynakları etkili bir şekilde kullanılmaya başlanır ve bu şekilde tüketicilerin de refah düzeyi yükselir. Öte yandan rekabet, doğası gereği yeni buluşların yapılmasına ve teknolojik gelişmelere neden olarak ülke ekonomisinin bir bütün halinde kalkınmasına da katkıda bulunur.
Rekabetin ülkemizde yerleşmesinde ve devamında devlete büyük görevler düşmekte, devletin bilinçli bir rekabet politikası izlemesi kaçınılmaz olmaktadır. Rekabete dayalı bir piyasa düzeninin korunması ve geliştirilmesi rekabet politikasının görevidir. Bu nedenle ülkemizde ihdas edilen Rekabet Kurumu genel anlamıyla kartellerle mücadele, hakim durumun kötüye kullanılması, birleşme ve devralmaların kontrolü ve özelleştirmeler konularında çalışmalar yapmakta ve hayati önemi haiz kararlar almaktadır.




















