Ankara Ekonoms Nereye Gidiyor?

Metin ÖZASLAN
Metin ÖZASLAN
Ankara Kulübü Derneği Yön. Kur. Bşk.

Bu makalede, Ankara'nın ekonomik ve sosyal yapısının yakın dönem gelişim seyri ele alınacaktır. Zira, siyasi Başkent olmanın yanı sıra, Cumhuriyet dönemi boyunca hızlı bir ekonomik gelişme performansı sergileyerek, ülkenin başlıca ekonomik merkezlerinden biri niteliğini kazanmış olan Ankara, son yıllarda ekonomik durgunluk ve gerileme süreci içine girmiştir. Ankara'nın mevcut kaynaklarını en verimli şekilde değerlendirerek, yeniden kalkınma sürecine girmesini sağlayacak yerel kalkınma politikalarının uygulamaya geçirilmesi, içinde bulunduğumuz dönemde yaşamsal önem taşımaktadır.

Bu süreçte ANGİAD gibi, Ankara için düşünen, çözüm ve proje üreten gönüllü kuruluşların rolü önem kazanmaktadır. Zira, yaşanan eğilimler göstermektedir ki; 21'inci yüzyıl, “gönüllü sektör”ün yüzyılı olacaktır. Bu kapsamda, Ankara'nın en köklü sivil temsilcisi olan Ankara Kulübü Derneği olarak, bizler de ANGİAD gibi duyarlı sivil toplum kuruluşları ile birlikte Ankara'mızın, ekonomik ve sosyal kalkınmasını hedefl eyen her türlü projede işbirliği içinde olacağımızı belirtmekte yarar görmekteyiz.

ANKARA KULÜBÜ DERNEĞİ ve ANKARA

Ankara Kulübü Derneği, bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, 27 Aralık 1932 tarihinde verdiği direktifl e, O'nu 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelişlerinde karşılayan Ankaralılar ve Seymenler tarafından ilk defa “Ankara Kulübü” adıyla kurulmuştur. 31 Ağustos 1947 tarihinde “Dernek” olarak tescil edilen Ankara Kulübü Derneği'ne, 3 Ekim 1990 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kamuya Yararlı Dernek” statüsü verilmiştir. Derneğimiz, genel merkezi olan; tarihi Abidinpaşa Konağı'nda faaliyetlerini sürdürmektedir.

78 yıllık köklü tarihiyle, Ankara'nın ve hatta ülkemizin ilk derneklerinden biri olan Ankara Kulübü Derneği; Ankara'nın kültürü, tarihi, gelenekleri ve kent kimliği ile Seymenlik geleneğine ilişkin değerlerin araştırılması, yaşatılması, aslına uygun olarak korunması, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Derneğimiz ayrıca, Ankaralıların düşünsel ve kültürel alanlardaki gelişmelerini, aralarında sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamayı, genel anlamda kentlilik, özelde de Ankaralılık ve Başkentlilik bilincinin geliştirilmesini amaçlamaktadır.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifl eriyle kurulan Ankara Kulübü, Türkiye'nin kalbi olan Başkent Ankara'mızın maddi ve kültürel her türlü mirasını koruyup geliştirmeyi bir görev bildiği gibi, Ankara'nın ve Ankaralıların güncel sorunlarının da yakın takipçisi olma gibi büyük ve önemli bir sorumluluğu taşımaktadır.

KALE FESTİVALİ: ANKARA KÜLTÜR ve TURİZM KENTİ OLABİLİR Mİ?

Her sene heyecan duyarak yaşamakta olduğumuz önemli bir etkinlik 4–6 Haziran tarihleri arasında dördüncüsü düzenlenen ve derneğimizin de destek veren kuruluşlar arasında yer aldığı; Ankara Kalesi Festivali'dir. Yine Ankara'mızın önemli bir sivil toplum kuruluşu olan Kale Derneği'nin lokomotifl iğinde düzenlenen bu etkinlik, Ankara'nın en önemli tarihi miraslarından biri olan Kale'nin tanıtımı ve sahiplenilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Anlaşılan o ki, içinde yaşadığımız için farkında değiliz ve değerini bilmiyoruz… Ancak, altı çizilerek belirtilmesinde yarar var ki; Ankara Kalesi gibi önemli bir mirasa sahip olan turizm kentlerinin sayısı sadece ülkemizde değil, dünyada da çok azdır. Binlerce yıllık bir tarihe sahip olan ve bu süreçte çok sayıda uygarlığa ev sahipliği
yapmış, böylesine önemli bir değer olan Kale'mizin ve çevresinin geleneksel dokusunun korunarak canlı, yaşayan bir tarih müzesi olarak, Ankara'mızın kültür mirasına kazandırılması büyük önem taşımaktadır. Böylesine önemli bir tarihi mirası kaderine terk etmek ise en masumundan “acizlik” ile ifade edilebilir. Ankara
Kalesi değil mevcut durumda değerlendirilememekle birlikte, Ankara'mızın son derece ayrıcalıklı kültür ve turizm potansiyellerine sahip bir il olduğunu önemle belirtmemiz gerekir. Saymakla bitmeyecek kadar geniş bir portföye sahip olan Ankara'nın tarihi ve kültürel miraslarının kapsamlı bir program dahilinde değerlendirilmesi ve “Ankara'nın Kültür ve Turizm Kenti” imajının güçlendirilmesi, son yıllarda ekonomik gerileme süreci yaşayan Ankara ekonomisi için alternatif seçeneklerden biri olarak büyük önem taşımaktadır.

ANKARA EKONOMİSİ GERİLİYOR! ALTERNATİF SEKTÖRLERDE EKONOMİK GELİŞME ARAYIŞLARI ÖNEM KAZANMIŞTIR…

Üzülerek belirtmekte yarar görüyoruz ki, Ankara ekonomisinin ülke ekonomisi içerisindeki göreceli konumu, 1980 sonrası dönemde hızla gerileme göstermektedir.
Başkentlik fonksiyonları gereği kamu hizmetlerinin yoğunlaştığı bir merkez olan Ankara'nın, bu alanda yaşanan gerileme ile ekonomisinin daralma gösterdiği bir gerçektir. Finans, bankacılık ve danışmanlık faaliyetleri gibi diğer hizmet sektörü alanlarında da, Ankara gerekli atılımları yapamamıştır. Ve hatta içinde bulunduğumuz dönemde, kamuya ait finans merkezlerinin İstanbul'a taşınması gibi Ankara ekonomisi açısından son derece olumsuz bir süreç yaşamaktadır. Bu açıdan önemli bir iş hacmi ve istihdam kaynağı olan kamu finans kurumlarının Ankara'dan kopartılması durumunda, Ankara ekonomisi yine büyük bir darbe yiyecektir.

Kamu hizmetleri daralırken, Ankara'da özel sektör de yeterince iş hacmi ve istihdam yaratamamaktadır. Ankara sanayisi küreselleşen ekonomiye uyum sağlamakta güçlük çekmekte ve yön aramakta, benzer şekilde; Ankara tarımı ve çiftçisi de can çekiştirmektedir. Ayrıca tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı ilçelerimiz ve kırsal  kesim alternatif alanlarda çıkış yolunun geliştirilmediği bir ortamda ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Cumhuriyet'in ilanından sonra ülkenin en önemli kültür ve sanat merkezi olan Ankara, bu özelliğini de yitirmeye başlamış ve popüler kültürün yaygınlaşması ile birlikte gerçek sanatçılarını ve kültürsanat zeminini, önemli ölçüde kaybetmiştir. Ankara artık opera, bale, tiyatro ve resim-heykel gibi alanlarda sanat terbiyesi içinde yetişmiş gerçek sanatçıları ile değil, “Ankaralı ....” ünvanlı sanatsal şarkılar icra etmeyen kişiler yoluyla tanınmakta ve bilinmektedir. Ek olarak, yukarıda da ifade edildiği gibi, Ankara çok önemli kültürturizm potansiyellerine  sahip olmakla birlikte Türkiye turizm pastasından aldığı pay dikkate değer bir noktada dahi değildir. Diğer yandan, geri kalmış kentler ve bölgeler ile çevre ilçe ve kırsal kesimden yoğun bir göç baskısıyla Ankara nüfusu artmakta, istihdam yaratılamayan bir ortamda kayıt dışı ekonomi ve enformel sektöre kayış yaşanmaktadır. Artan nüfus baskısı ile kent ekonomisinde yaşanan sorunların birleştiği bir ortamda, kentsel yoksulluk ve işsizlik sorunları artış göstermekte ve kent ortamında sefaletle iç içe yaşayan kesimlerin kentle, kent kültürüyle bütünleşmesi, diğer bir deyişle kentlileşmesi, hayalden başka bir anlam ifade etmemektedir. Artan kentsel yoksulluk ve işsizlik yanında çözülen değerler sistemi, özellikle şehrin yeni sakinlerinde suç oranlarında, intihar sayılarında, cinnette önemli bir sıçrama yaşanmasına neden olmaktadır. Tüm bu tablonun kente getirdiği yeni maliyet ise kentsel yaşam kalitesinin azalması, Ankaralılarda huzur ve güvenlik hislerinin hızla ortadan kalkmasıdır. Artan trafik ve ulaşım sorunları, gürültü ve çevre kirliliği, çarpık yapılaşma ve kentsel altyapı hizmetlerinde yaşanan eksiklikler ise kentsel yaşam kalitesini daha da aşağıya çekmektedir. Özetle, tüm kamu hizmet birimlerinin yönetim merkezleri Ankara'da bulunmakla birlikte Ankara sahipsiz bir kenttir. Kentin ekonomik, sosyal, kültürel, yönetimsel,  mekânsal, çevresel vb. sorunlarını bir bütün olarak değerlendiren, bu sorunlara bütüncül bir program dahilinde çözüm üreten, şehrin vizyonunu, gelişme projeksiyonlarını, politikalarını ve projelerini planlı bir zeminde diğer kurumlarla eşgüdüm içinde belirleyen yönlendirici kurumların eksikliği yaşanmaktadır. Ayrıca Ankara, diğer büyük şehirlerimizin sahip olduğu kentlerinin her türlü sorununa duyarlı, bu sorunları takip eden ve çözüm üreten kent lobilerinden de yoksundur. Tüm bu yoksunluklar ise Ankara'yı yukarıda ifade edildiği gibi; “sahipsiz bir kent” niteliğine dönüştürmektedir.

1980 SONRASI DÖNEMDE ANKARA EKONOMİSİ HIZLA GERİLEMEKTEDİR !

İller bazında gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini ve fert başına gelirleri, ancak 2001 yılına kadar izleyebilmekteyiz. DİE, şimdiki adıyla TÜİK, 2001 yılından bu yana il bazında GSYH verilerini yayınlamamaktadır. Elimizdeki mevcut verilere baktığımızda, 1987 yılı itibariyle, Ankara'nın ülke GSYH içindeki payının % 8,67 düzeyinde olduğunu görmekteyiz. 2001 yılına gelindiğinde ise bu oranın %7,71 düzeyine gerilediği görülmektedir. %1'lik bir düzeyde de olsa, meydana gelen bu gerileme oldukça yüksek bir orandır ve Ankara'nın 1987'den 2001 yılına uzanan 14 yıllık dönemde, ekonomik tabanının zayıfladığını göstermektedir. Nitekim, 1987-2001 döneminde Türkiye ekonomisi % 47,06 oranında büyüme gösterirken, Ankara'nın büyüme performansı bunun üçte ikisi kadardır. Ankara'nın ekonomik büyüme performansı, anılan dönemde ülke geneline göre düşüş göstermiştir. Ayrıca, Ankara'nın 1987-2001 dönemi ekonomik büyüme performansı, İstanbul, İzmir ve Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Ankara ekonomisinin ülke ekonomisi içerisindeki önemi azalırken, fert başına düşen GSYH'nin Türkiye ortalamasına göre oranı da gerilemektedir. Türkiye ortalaması 100 kabul edildiğinde, 1987 yılında Ankara'da fert başına GSYH 134 birim iken, bu oran 2001 yılında 128 birime gerilemiştir. 1987-2001 döneminde fert başına gelirin değişim oranına bakıldığında, Ankara'nın Türkiye ortalamaları altında bir gelir performansı sergilediği görülmektedir. Zira, söz konusu dönemde Türkiye genelinde fert başına gelirin yüzde değişimi 31,76 iken, Ankara % 26,40'lık bir gelir artışıyla, Türkiye ortalamasının oldukça altında kalmıştır. Özetle, ilde ülke genelinde elde edilen fert başına gelir artış oranları yakalanamamıştır. Bu durum da, ildeki ekonomik faaliyetlerin kişi başına katma değeri yeterince artıramadığını göstermektedir.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, iller ve bölgeler bazında GSYH ve fert başına gelir verileri 2001 yılından bu yana üretilmemektedir. Ancak, bir ölçüde de olsa, bu verileri ikame edecek daha güncel başka bir gösterge, TÜİK tarafından gayrisafi katma değer (GSKD) adıyla, sadece 2004, 2005 ve 2006 yıllarını içerecek şekilde, ülke genelindeki 26 adet Düzey 2 bölgesi kapsam tutularak üretilmiş ve yayımlanmıştır. Bu veriler incelendiğinde, 2004'te 26 Düzey 2 Bölgesi içinde 3'üncü sırada olan Ankara'nın, 2004 ve 2005'te 4'üncü sıraya gerilediği görülmektedir. Bir yıllık dönemde bile 3'üncü sıradan 4'üncü sıraya inmek, Ankara'nın Türkiye pastası içindeki gelir payının azaldığını ve Ankara ekonomisinin gerilediğini göstermektedir. Bu durum ise üzerinde ciddi biçimde durmayı gerektirir...

Özetle Ankara'daki gelirin gerileme süreci ya da ülke içindeki konumunun göreceli azalması, Ankara'nın merkez kent, ilçe, kasaba ve köylerinde çıplak gözle gözlenebilmektedir. Tarımın da gerilemesine koşut olarak, Ankara'nın özellikle ilçeleri ve kırsal kesiminde yüksek oranlarda işsizlik, yoksulluk ve içe kapanma süreci yaşanmaktadır. Gerilemenin bir nedeni, Ankara'daki başta tarım olmak üzere, sanayi ve hizmet tabanının küçülmesi iken, diğer bir nedeni de, Ankara'nın kamu yatırımlarından yeteri ölçüde pay alamamasıdır. “Genel Bütçe Gelir ve Giderleri”  ile “Kamu Yatırımları” verilerine bakıldığında, Ankara'nın kamu yatırımları ve giderleri açısından hızla gerilediğini görmekteyiz. Ankara, genel bütçeye vergiler yoluyla yaptığı katkının yarısını bile alamamaktadır.

Ankara'nın varoşlarında, ilçelerinde, kırsal kesiminde ve köylerinde en çarpıcı şekillerde vücut bulmaktadır. Ekonomik olarak gerileyen, önemli potansiyelleri olmasına rağmen harekete geçirilemeyen Ankara'nın, özellikle yoksul kesimlerinde halk kaderine terk edilmekte, böylesi bir durum ise bu kesimlerde içe kapanma eğilimlerini artırmaktadır. Ekonomik geriye gidiş, aşağıda inceleyeceğimiz sosyal ve kültürel göstergelere ve gelişmişlik endekslerine de yansımakta ve Ankara'nın merkezi ile çevresi (ilçeleri, kırsal kesimi) arasında uçuruma varan bir gelişmişlik farklılığı yaşanmaktadır. Ülkemizde iller ve ilçeler bazında ayrı ayrı olmak üzere, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksleri (SEGE) yaklaşık 5–7 yıllık dönemlerde Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanmaktadır. İller bazında yapılan en son SEGE çalışmaları, 1996 ve 2003 yıllarında yapılmıştır. Genel SEGE Endeksi itibarıyla her iki yılda da Ankara, İstanbul'dan sonra ülkemizin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi açısından 2. ili olarak ortaya çıkmıştır. Genel bir bakışla bu sıralama gayet anlamlıdır. Ancak, genel endeksi belirleyen ve 58 adet ekonomik ve sosyal göstergeden oluşan sepete daha yakından bakıldığında, çok sayıda göstergede Ankara'nın ülke genelindeki 81 il içerisindeki sıralamalarda oldukça gerilerde yer aldığı görülmektedir. Gösterge bazındaki sıralamalar itibariyle Ankara'nın konumu, hiçbir şekilde Başkent'e yakışmamaktadır. Özellikle aşağıdaki belirtilen göstergelerde Ankara'nın sıralamalarda oldukça gerilerde kaldığı görülmektedir: 

• Sanayi işkolunda çalışanların toplam istihdama oranı düşüktür,

• İlköğretimde okullaşma oranları düşüktür,

• Meslek liseleri okullaşma oranları düşüktür,

• Bebek ölüm oranları yüksektir,

• Fert başına GSYİH oranı düşüktür,

• Fert Başına Kamu Yatırımları miktarı düşüktür,

• Fert Başına Teşvik Belgeli Yatırımlar miktarı düşüktür,

• Kırsal yerleşmelerde asfalt yol oranı oldukça düşüktür,

• Yeterli içme suyu götürülen nüfus oranı düşüktür,

• TCK asfalt yol oranı oldukça düşüktür.

göstergeler, özellikle Ankara'nın ilçelerindeki, kasabalarındaki ve köylerindeki geri kalmışlıktan kaynaklanmaktadır. Bu değerlendirmenin gerekçelerini ise en son 2004 yılında yapılan ilçeler itibarıyla Sosyo-ekonomik Gelişmişlik Endeksi Tablosu'nda görmekteyiz. Ankara'nın ilçelerinin yer aldığı tabloya bakıldığında, ülke genelinde toplam 872 ilçe içerisinde, Bala'nın 601'inci, Haymana'nın 585'inci, Kalecik'in 435'inci, Evren'in 355'inci, Güdül'ün 350'nci ve Çamlıdere'nin 307'nci sırada yer aldığını görmekteyiz. Tüm bu veriler, Ankara'nın ilçelerinin ve kırsal kesiminin Ege'nin, Trakya'nın, Akdeniz'in ve hatta doğu bölgelerimizin bile gerisinde kaldığını göstermektedir.

İŞSİZLİK ORANLARI HIZLA ARTAN ANKARA ÜLKEMİZİN EN SORUNLU İŞSİZLİK HAVZALARINDAN BİRİ DURUMUNA GELMİŞTİR!

İşsizlik oranları itibariyle Ankara, Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde yer almaktadır. 2008 yılı itibariyle Türkiye'de işsizlik oranı % 11 iken, Ankara'nın işsizlik oranı.

%11,8 olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılında yaşanan ekonomik krizle birlikte, bu oranlar hızla daha da yukarı çıkmıştır. Günümüzde işsizlik, Ankara'nın en önemli sorunlarından biridir. Bu kapsamda yatırımı, sanayileşmeyi ve üretkenliği dışlayan politikalar sonucu sürdürülemez düzeylere tırmanan işsizliğin, Ankara'da bireyler ve toplum üzerindeki olumsuz ve yıkıcı etkileri hızla sona erdirilmelidir. Özetle, Ankara'da yerel ekonomik gelişmeyi sağlayacak ve istihdamı artıracak yerel kalkınma planları, politikaları ve projelerin yaşama geçirilmesi önceliğini korumaktadır.

GÖÇLERLE BİRLİKTE ANKARA NÜFUSU ARTIYOR, ANCAK ENFORMEL ALANLARDA İSTİHDAMA KAYIŞ YAŞANIYOR!

2009 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre; Ankara'nın toplam nüfusu 4,5 milyonu aşmıştır. İl nüfusunun % 97'si kentlerde yaşamaktadır. 1995-2000 yılları arasındaki göç verileri, Ankara'nın ülkemizde en çok göç alan illerinden biri olduğunu göstermektedir. Bununla beraber, Ankara aynı zamanda dışarıya göç veren bir ildir. Ankara anılan dönemde 90.884 kişiye ulaşan net göç almıştır. İlin aynı dönemde net göç hızı binde 25,59 olmuştur. 2007 ve 2008 yıllarında da, Ankara Türkiye'de en fazla göç alan illerin başında gelmektedir. TÜİK verilerine göre; 2007-2008 yılları arasında, Ankara'nın verdiği göç 126  bin iken, aldığı göç 157 bindir. Bir yıllık süreçte bile Ankara 31 bin kişilik net göç almıştır ve net göç hızı binde 6,7 olarak gerçekleşmiştir. İlin ekonomik büyüme değerlerinin durağanlaştığı bir ortamda, göçle gelen nüfus artışının ne anlama gelebileceğini mutlaka takdir edeceksinizdir...

Mevcut verilerin de gösterdiği gibi Ankara 1975 yılından sonra göç alma özelliklerini sürdürmüş ve 1985 yılından sonra göç hızı artmıştır. Göçle gelen nüfus ise enformel istihdam alanlarına kaymaktadır. Bunu engellemek için, yerel kalkınma politikaları ile istihdamın artırılması, il içi gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılması ve il dışından gelen göçün yönetilmesi önem taşımaktadır. Belirtilmesinde yarar görülen bir diğer konu da; istihdam yetersizlikler nedeniyle Ankara'nın yetişmiş insan gücünün başka şehirlere göç etmesidir. Ankara'daki üniversitelerden mezun olan nitelikli insan gücü, Ankara'da yaşamak istediği halde iş bulamadığı için başka şehirlere göç etmek durmanda kalmaktadır. Diğer yandan, Ankara çevresinde yer alan az gelişmiş il, ilçe ve kırsal kesimlerden ise niteliksiz işgücüne dayalı bir nüfus almaktadır.

ANKARA EKONOMİSİ SON YILLARDA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE DIŞ TİCARET AÇIĞI VERMEKTE VE İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI DÜŞMEKTEDİR!

Türkiye ihracatının % 4'ü, ithalatının ise yaklaşık % 10'u, Ankara'dan yapılmaktadır. Ankara 2008 yılında 5 milyar dolarlık ihracat, 21 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirmiştir. Yarattığı dış ticaret hacmi 25 milyar doları geçmektedir. İthalat 2005 yılından itibaren 10 milyar doların üzerine çıkmıştır. İhracat ise 2007 yılından itibaren 4 milyar doları geçmiştir. Ankara ilinin Türkiye toplam ihracatı içindeki payı yaklaşık % 4 seviyesindedir. İlin sanayi potansiyeli dikkate alındığında bu payın düşük olduğu belirtilebilir. Ankara'nın Türkiye toplam ihracatı içindeki payı 2002-2008 döneminde fazla değişiklik göstermemiştir. Ankara'nın, katma değeri yüksek üretim alanlarına yönelerek, Türkiye ihracat pastası içindeki payının artırılması önem taşımaktadır.

ANKARA'DA SANAYİ SEKTÖRÜ YÖN ARAMAKTADIR !

2003 yılında Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan İllerin Sosyo- Ekonomik Gelişmişlik Sıralamasına göre; Ankara, genel gelişmişlik düzeyi itibarıyla 81 il içerisinde 2. sırada yer almakta iken, Sanayi Sektörü Gelişmişlik Sıralamasında 6. sırada yer almaktadır. Diğer yandan Ankara dünya standartlarının üzerinde üniversiteleri, bu üniversitelerden mezun olan yetişmiş insan gücü, araştırma merkezleri, teknoparkları, kamunun öncü sanayi kuruluşları ve organize sanayi bölgeleri
ile sanayi atılım açısından büyük bir potansiyele sahiptir.

Ankara'nın mevcut bilim-teknoloji ve insan kaynakları altyapısı, geliştirilecek stratejinin uygulanabilmesi ve Ankara'nın rekabet gücünün artırılabilmesi için sağlam bir zemin ortaya koymaktadır. Örneğin; Ankara'da kurulu 10 üniversitede yaklaşık 6000 tam zamanlı öğretim üyesi görev yapmaktadır. Üniversite mezunlarının 22 yaş üzeri nüfusa oranına bakıldığında ise Ankara % 16,86'lık oran ile Türkiye ortalamasını ikiye katlamaktadır. Güçlü insan kaynağı barındıran Ankara üniversitelerinin potansiyelini, Ankara'nın ekonomik büyümesi ve rekabet gücünün artırılması yolunda azami ölçüde değerlendirebilmek için üniversiteler ile sanayi arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Tüm bu veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde Ankara'nın yüksek teknolojiye dayalı üretim alanlarında yoğunlaşmış sanayi birimlerinin oluşturduğu bir sanayi odağına dönüştürülmesini amaçlayan bir atılım stratejisinin uygulamaya konulması gereğini ortaya çıkarmaktadır. Zira, Ankara stratejik bir perspektifle ele alındığında “Yüksek Teknolojiye Dayalı Sanayisiyle Uluslararası Ölçekte Rekabet Edebilen Bir Başkent” niteliği kazanabilecek önemli potansiyellere sahiptir. Ankara'da ayrıca yüksek teknolojiye dayalı alanlarda faaliyet gösteren işletmelerin konumlanacağı “Teknopolis Projesi” dikkate alınmalıdır.

ANKARA TARIMI GERİLEMEKTEDİR! ANKARA MERKEZİ İLE ANKARA'NIN İLÇELERİ VE KIRSAL KESİMI ARASINDAKİ GELİŞMİŞLİK FARKI HIZLA AÇILMAKTADIR!

Ankara'nın ilçelerini kapsayan zengin tarım potansiyeli yeterince değerlendirilememektedir. Zira Ankara'nın kırsal nüfus başına bitkisel üretim değerleri de, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünler değerleri de Türkiye ortalamalarının oldukça altında kalmaktadır. 2007 yılı itibariyle, kırsal nüfus başına bitkisel üretim, canlı  hayvanlar ve hayvansal ürünler değerleri kalemlerinden oluşan toplam tarımsal üretim değerleri sepetinde Türkiye'nin değeri 1479 TL iken, Ankara 541 TL'lik değeri
ile maalesef bunun yarısına bile ulaşamamaktadır. Bu ne demektir? Ankara'da tarımsal verim düşük demektedir. Tarımdan elde edilen kişi başına gelir düşük demektir. Sonuçta Ankara çiftçisi ve köylüsü yoksul demektir. Öyleyse, ivedilikle Ankara tarımında verimliliği yükselterek, kırsal kesimin refahını artıracak politikaların
geliştirilmesi öncelikli alanlardan biri olmalıdır.

Ayrıca, Ankara ilçelerinin gelişmişlik sıralamasındaki konumlarına bakıldığında, il içinde önemli ölçüde gelişmişlik farklılıklarının ve eşitsizliklerin olduğu görülmektedir. Özellikle DPT'nin endeks sıralamasındaki 3. ve 4. derece gelişmişlik grubunda yer alan ilçeler, Türkiye ölçeğinde az gelişmiş ilçe niteliği taşımaktadır.
Ankara'da özellikle Büyükşehir (Merkez İlçe) ile diğer ilçeler arasında önemli boyutlara ulaşan gelişmişlik farklılıklarını giderecek politikalar önceliğini korumaktadır. Ankara'nın ilçe ve kırsal kesimindeki geri kalmışlık kısır döngüsünü kırmak için buralara yönelik olarak ivedilikle kalkınma politikaları geliştirilmeli ve uygulamaya konulmalıdır.

ÖZGÜN TARİHİ DEĞERLERİ, KÜLTÜREL MİRASI VE BAŞKENTLİK KİMLİĞİ GİBİ ÖNEMLİ POTANSİYELLERİ BULUNDURMAKLA BİRLİKTE ANKARA, TURİZM SEKTÖRÜNDE ÜLKEMİZİN EN GERİ KALMIŞ İLLERİNDEN BİRİSİ NİTELİĞİ TAŞIMAKTADIR!

Kültür ve turizm verileri, bir yandan Ankara'nın önemli turizm potansiyeline sahip olduğunu göstermekte, diğer yandan da mevcut potansiyelin yeterince değerlendirilemediğine işaret etmektedir. TÜİK'in 2007 yılı verilerine göre; Ankara'da 7,281 yatak kapasiteli toplam 130 adet konaklama tesisi bulunmaktadır. Türkiye genelinde ise 399.110 yatak kapasitesine sahip 7073 adet konaklama tesisi bulunmaktadır. Özgün Tarihi Değerleri, Kültürel Mirası ve Başkentlik Kimliği gibi Ankara'nın mevcut turizm potansiyeli dikkate alındığında, Türkiye'deki toplam konaklama kapasitesinin çok küçük bir kısmının Ankara'da olduğu görülmektedir. TÜİK Turizm İstatistiklerine göre; 2007 yılı itibariyle Ankara'daki tesislere 505.424'ü yerli turist olmak üzere toplam 531.893 kişi gelmiş ve 733.334 gece konaklamışlardır. Ankara'daki tesislerde  ortalama kalış süresi 1,4 gündür. Tesislerin doluluk oranı % 27,5 ile düşük bir seviyededir. Ankara'ya gelen turist sayısı da, kalış süreleri de oldukça düşüktür. İlin ekonomik tabanını zenginleştirmek ve turizm sektörü pastasından daha fazla pay alabilmek için ilin turizm potansiyelinin bir program dahilinde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

ANKARA'NIN MEVCUT KÜLTÜR-SANAT POTANSİYELİ VE BAŞKENT OLMA NİTELİĞİ DİKKATE ALINARAK KAPSAMLI BİR PROGRAMLA “ANKARA'NIN KÜLTÜR VE SANAT BAŞKENTİ” OLMA NİTELİĞİ GÜÇLENDİRİLMELİDİR!

rağmen Başkent Ankara, kültür ve sanat adamı yetiştiren üniversite ve okulları, tiyatroları, opera ve balesi, orkestraları, koroları, müzeleri, galerileri ve resim koleksiyonları, kültür ve sanat festivalleri, kültür ve sanat vakıfları ile ülkemizin halen kültür başkentidir. Ankara'daki kültür ve sanat kurumları yalnız Ankara'ya değil, tüm ülkeye hizmet vermekte ve insan yetiştirmektedir. Ankara'daki kültür kurumlarının önemli bir çoğunluğu ise yine Cumhuriyet'in ilk yıllarında kurulmuştur.
Son yıllarda ise Ankara kültür ve sanat alanlarındaki öncü rolünü yitirmeye başlamış ve Ankara'daki sanat faaliyetleri İstanbul'a taşınmaya başlamıştır. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen, kültür ve sanat altyapısı açısından Ankara'nın ulusal ölçekte merkez olma potansiyeli tartışılmaz. Mevcut kültür-sanat potansiyelinin Başkent Ankara'ya yakışır şekilde daha da geliştirilmesi, kültür ve sanat hayatının altyapısını oluşturan eksikliklerin giderilmesi önem taşımaktadır. Nitekim, Ankara'da halen büyük bir konser salonu, kongre merkezi, sergi sarayı ve ulusal müzeler bulunmamaktadır. Bu eksiklikler ülkenin vitrini niteliğindeki Başkent için kabul edilemez eksikliklerdir.

ANKARA EĞİTİM SEKTÖRÜNDE TÜRKİYE'NİN BAŞKENTİDİR! ANKARA'NIN EĞİTİM SEKTÖRÜNÜN GELİŞMİŞLİĞİ DİKKATE ALINARAK “ANKARA ULUSLARARASI ÖLÇEKTE ÜNİVERSİTE VE EĞİTİM  MERKEZİ” OLARAK PLANLANMALIDIR!

2003 yılında DPT tarafından 6 adet temel eğitim göstergesi kullanılarak yapılan eğitim sektörü gelişmişlik endeksine göre; Ankara 81 il arasında 1. sırada yer almaktadır. Ankara adeta eğitimde de Türkiye'nin başkentidir. Ankara bir üniversite ve bilim kentidir. Ankara'da 4 devlet üniversitesi ve çok sayıda vakıf üniversitesi bulunmaktadır.

Ayrıca, üniversitelere bağlı olan veya bağımsız öğretim ve araştırma yapan pek çok yüksek okul ve araştırma enstitüsü bulunmaktadır. Ankara'da bulunan üniversiteler, bünyelerinde yer alan fakülte ve bölümlerin çeşitliliği ve çok sayıda bölümün uluslararası kabul gören nitelikleri, öğretim üyesi yetiştirme güçleri ve öğretim üyesi ve yardımcılarının sayısı yönünden de ülkemizin en seçkin üniversitelerindendir.

Ankara'daki 4 devlet üniversitesi ve diğer yüksek eğitim kurumlarında, lisans ve lisansüstü eğitim gören 150 bini aşan sayıda öğrenci bulunmaktadır. Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerin genç öğretim üyesi adayları, Ankara'daki özellikle 4 kamu üniversitesinde doktora yapmaktadır. Ankara'nın üniversite ve yüksek eğitim alanında Türkiye'nin başkenti olması gurur duyulacak önemli bir potansiyeldir. Ankara için geliştirilecek kalkınma stratejileri, planları ve uygulamaları çerçevesinde; Ankara'nın üniversite ve yüksek öğrenim alanlarındaki potansiyelinin harekete geçirilmesi öncelikle ele alınması gereken konuların başında gelmektedir. Bu kapsamda, Ankara'daki üniversitelerin, tüm alt ve üstyapı eksikliklerinin giderilerek, yüksek öğrenim alanında rekabet gücünün yükseltilmesi, uluslararası öğrenci pazarında tanıtımının yapılması ve Ankara'nın uluslararası ölçekte bir eğitim merkezi haline getirilmesine yönelik çalışmalar önem taşımaktadır. 

“ANKARA ULUSAL VE ULUSLARARASI ÖLÇEKTE SAĞLIK MERKEZİ” OLARAK DÜŞÜNÜLMELİDİR!

2003 yılında DPT tarafından 5 adet temel sağlık göstergesi kullanılarak yapılan sağlık sektörü gelişmişlik endeksine göre; Ankara İli eğitimde olduğu gibi, 81 il arasında 1. sırada yer almaktadır. Ankara, sağlıkta da Türkiye'nin en önemli merkezidir. Ankara'nın sağlık alt yapısının Türkiye ortalamasından daha iyi olmasının en önemli nedenlerinden biri çok sayıda üniversite tıp fakültesinin olmasıdır. Bu yönüyle Ankara, sağlık turizmi açısından ciddi bir avantaja sahip bulunmaktadır.

Başkent Ankara; koruyucu hekimlik kuruluşları, tıp merkezleri ve hastaneleri ile her anlamda ülke sağlığının başkentidir. Zira, Ankara'daki sağlık kurumları yalnız Ankara ve çevresinde yaşayan insanlara değil, bütün Türkiye'ye hizmet vermektedir. Ankara'nın sağlık alanında Türkiye'nin başkenti olması gurur duyulacak önemli bir potansiyeldir. Ankara için geliştirilecek kalkınma stratejileri, planları ve uygulamaları çerçevesinde; bu potansiyelin ülke sınırlarını aşacak şekilde değerlendirilmesi ve Ankara'nın uluslararası ölçekte bir sağlık başkenti yapılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda, Ankara'daki devlet, üniversite ve özel hastanelerin altyapıları geliştirilerek ve hizmet kapasiteleri yükseltilerek uluslararası tanıtımının yapılması, üniversite hastanelerinin uluslararası ölçekte hizmet verir hale getirilmesi ve Ankara'nın küresel ölçekte bir sağlık merkezi haline getirilmesine yönelik çalışmalar önem taşımaktadır